BBC’nin Kuzey Kıbrıs’taki tüp bebek uygulamalarına ilişkin yayımladığı araştırmada, çoğunluğu İngiliz olmak üzere en az 30 çocuğun, ailelerinin tedavi öncesinde seçtiğini söylediği sperm veya yumurta donörleri yerine farklı donörlerin kullanılması sonucu dünyaya gelmiş olabileceği iddia edildi.
Ortaya atılan iddialar, tartışmayı yalnızca “seçilen donör kullanıldı mı?” sorusunun ötesine taşıdı.
KKTC’de donör seçiminin yasak olduğunun hatırlatılması üzerine şimdi çok daha temel bir çelişki tartışılıyor: Donör seçmek yasaksa ailelere donör profillerini kim sundu ve seçimi kim yaptırdı?
KANUNSUZ İŞLEM YAPTIĞI İDDİA EDİLENLER ŞİMDİ KANUNA MI SIĞINIYOR?
İddiaların ardından tüp bebek merkezleri cephesinden KKTC mevzuatına göre ailelerin donör seçmesinin yasak olduğu yönündeki hatırlatmalar öne çıkıyor.
Ancak BBC’ye konuşan ailelerin iddiaları tam da bu noktada önemli bir çelişkiyi gündeme getiriyor.
Aileler, tedavi gördükleri dönemde kendilerine sperm veya yumurta donörlerine ilişkin profiller sunulduğunu; donörleri fiziksel özellikleri, sağlık geçmişleri, eğitimleri, kişilikleri ve ilgi alanları gibi kriterler üzerinden seçtiklerini iddia ediyor.
Dolayısıyla “Donör seçmek zaten yasaktır” yaklaşımı, ailelerin iddialarının doğru olması halinde tartışmayı sona erdirmek yerine yeni ve çok daha ciddi bir sorunun kapısını açıyor:
Madem donör seçmek kanunen yasaktı, ailelere bu donörleri kim ve nasıl seçtirdi?
Ailelerin anlatımlarının kayıtlar ve belgelerle doğrulanması halinde dosyada birbirinden ayrı iki önemli iddia bulunacak.
Birincisi, kanunun izin vermediği halde ailelere donör seçtirildiği; ikincisi ise ailelerin seçtiğini söylediği donörlerin dahi tedavilerde kullanılmamış olabileceği iddiası.
Bu nedenle bugün donör seçiminin yasak olduğunun hatırlatılması, iddialara tek başına yanıt oluşturmuyor. Aksine, geçmişte ailelere donör seçimi yaptırılıp yaptırılmadığının somut kayıtlarla ortaya çıkarılması gerekliliğini daha da önemli hale getiriyor.
YASA, BAKANLIĞIN KANUNSUZ YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN İŞLEMLERE ERİŞİMİNİ DE Mİ ENGELLİYOR?
Dosyanın en kritik başlıklarından biri de Sağlık Bakanlığı’nın denetim yetkisi.
Bir taraftan donör seçiminin yasak olduğu belirtilirken, diğer taraftan geçmişte kanuna aykırı gerçekleştirildiği iddia edilen işlemlerin kayıtlarına ulaşılıp ulaşılamayacağı sorusu gündeme geliyor.
Oysa yürürlükteki Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Tüzüğü’nde denetim mekanizmasına merkezlerin faaliyet ve işlemleri ile bilgi, belge, kayıt ve raporlarını incelemeye yönelik yetkiler tanımlanıyor.
Bu noktada tartışmanın merkezindeki soru daha da belirginleşiyor:
Bir işlemin kanunen yasak olması, o işlemin geçmişte yapılıp yapılmadığının Sağlık Bakanlığı tarafından araştırılmasına da engel mi?
Aksine, kanuna aykırı bir işlemin gerçekleştirildiği yönünde ciddi iddialar bulunması halinde, söz konusu işlemin yapılıp yapılmadığının ortaya çıkarılmasının denetimin temel amaçlarından biri olması bekleniyor.
Dolayısıyla “donör seçimi yasaktır” gerekçesi, ailelerin “Bize donör seçtirildi” iddiasının araştırılmasını ortadan kaldırmıyor.
Tam tersine, yasak olan bir işlemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin ortaya çıkarılması gerekliliğini doğuruyor.
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı’nın klinik kayıtlarını, hasta dosyalarını, donör bilgilerini, laboratuvar kayıtlarını, sperm ve yumurta temin belgelerini ve ilgili diğer kayıtları hangi kapsamda inceleyeceği önem taşıyor.
YASAKSA, AİLELERE DONÖR PROFİLLERİNİ KİM SUNDU?
BBC’nin araştırmasına göre ailelere tedavi öncesinde donörlerin tıbbi geçmişleri, fiziksel özellikleri, eğitimleri, kişilikleri ve ilgi alanları gibi çeşitli bilgiler sunuldu.
Aileler de bu bilgiler doğrultusunda kendilerine uygun olduğunu düşündükleri donörü seçtiklerini anlatıyor.
Dolayısıyla soruşturmanın yalnızca tedavide hangi sperm veya yumurtanın kullanıldığını değil; donör profillerinin ailelere kim tarafından sunulduğunu, seçimlerin nasıl gerçekleştirildiğini, bunların yazışmalara veya kayıtlara yansıyıp yansımadığını ve bu işlemler karşılığında herhangi bir ücret tahsil edilip edilmediğini de ortaya çıkarması bekleniyor.
HESAPLAR DA İNCELEME KAPSAMINDA: BANKA HAREKETLERİ, VERGİLER VE VARLIK ARTIŞLARI MERCEK ALTINDA
Kıbrıs Postası’nın edindiği bilgilere göre, donör iddialarına ilişkin incelemenin yalnızca tıbbi kayıtlar ve tedavi süreçleriyle sınırlı kalmayacağı, dosyanın mali boyutunun da kapsamlı şekilde mercek altına alınacağı belirtiliyor.
Kıbrıs Postası’na ulaşan bilgilere göre, iddialarda adı geçen doktorlar ile ilgili tüp bebek merkezlerinin banka hesapları ve hesap hareketleri, finansal para akışları, son beş yıllık vergi beyanları ve ödedikleri vergiler ile aynı dönemdeki varlık artışlarının incelemeye alınması gündemde.
Özellikle banka hesaplarına giren ve çıkan para hareketleri ile beyan edilen gelirler, ödenen vergiler ve kişilerin ya da ilgili işletmelerin varlıklarındaki artış arasında uyum bulunup bulunmadığının araştırılacağı ifade ediliyor.
İncelemenin bu yönde genişletilmesi halinde, ailelerden tedavi ve donör işlemleri kapsamında tahsil edildiği öne sürülen ücretlerin hangi hesaplara aktarıldığı, gelirlerin kayıtlara ve vergi beyanlarına yansıtılıp yansıtılmadığı ve finansal hareketlerin kaynağının açıklanabilir olup olmadığı da araştırmanın önemli başlıkları arasında yer alacak.






