“Kıbrıs’ta yeni bir sayfa açıldı”… Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm ve KKTC’nin egemen eşitliğine dayalı politikasının değişmediğini belirtti. 2017’de Crans-Montana sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından yeni bir sayfa açıldığını söyleyen Ertuğruloğlu, “Müzakere istiyorsanız iki egemen, eşit devlet masaya oturursa müzakere olur. Bir taraf devlet, bir taraf toplum statüsüyle müzakere istiyorsanız böyle bir müzakere olmaz.” ifadelerini kullandı.
Yusuf Bahadır AYDIN
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, KIBRIS TV’de Halil Esendağlı’nın sunduğu “Her Şey Masada” programında Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması ve Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması yönünde yaptığı çağrının önemine dikkat çekti.
“Çok önemli bir konuşmaydı”
Erdoğan’ın söz konusu çağrıyı ilk kez yapmadığını belirten Ertuğruloğlu, bunun beşinci kez aynı platformda dünya ülkelerinin huzurunda dile getirildiğini söyledi.
Ertuğruloğlu, “Gerçekten çok önemli bir konuşmaydı. Bu ilk defa yapılan bir konuşma değil. Beşinci defa aynı talebin aynı platformda bütün dünya ülkelerinin huzurunda dile getirilmesi, yaptıkları bir hatayı artık düzeltme zamanının gelip geçtiğini işaret eden çok anlamlı, çok önemli bir konuşmaydı” dedi.
Çağrının önemini küçümseyen değerlendirmelere de tepki gösteren Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının mücadelesinden vazgeçmeyeceğini ifade etti.
Nobel ödüllü Türk bilim insanı Aziz Sancar’ın sözlerini rehber edindiğini belirten Ertuğruloğlu, kendilerine yöneltilen eleştirilere rağmen mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
“KKTC bir gerçektir”
KKTC’nin kuruluşunun geçici veya sembolik bir adım olmadığını savunan Ertuğruloğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarihe şaka olsun diye kurulmuş bir devlet değildir. Bir gerçektir, gerçek olmaya da devam edecektir ve güçlenerek devam edecektir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin güçlenmesiyle KKTC’nin de güçlenmeye devam edeceğini belirten Ertuğruloğlu, Türkiye’nin KKTC’yi tanımasının kendileri açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
“Tanıma, büyükelçi teatisidir”
KKTC’nin tanınması konusunda zaman zaman dile getirilen iddialara da yanıt veren Ertuğruloğlu, tanımanın temel göstergesinin büyükelçilik ilişkileri olduğunu belirtti.
Ertuğruloğlu, “Tanınma, büyükelçi teatisidir. Büyükelçi teatisi olduğu takdirde iki ülke birbirini tanıyor demektir” dedi.
İki ülke arasında çeşitli nedenlerle sorunlar yaşanabileceğini belirten Ertuğruloğlu, bunların “tanımama” şeklinde yorumlanmasını eleştirdi.
“UEFA maçları tanıma anlamına gelmez”
Kıbrıs Türk takımlarının ve Türkiye’den gelen kulüplerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi takımlarıyla UEFA organizasyonlarında karşılaşmasının KKTC’nin statüsü açısından yorumlanmasına da değinen Ertuğruloğlu, spor karşılaşmalarının siyasi tanıma anlamına gelmediğini söyledi.
UEFA organizasyonlarının kendi kuralları bulunduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Bu maçlar UEFA’nın etkinlikleridir. Rum takımı sadece o maç için ev sahipliği yapıyor. Maçın sahibi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi değildir, etkinliğin sahibi UEFA’dır.” dedi.
Kosova örneğini de veren Ertuğruloğlu, birbirini tanımayan ülkelerin takımlarının Kosova takımlarıyla UEFA organizasyonlarında karşılaşabildiğini hatırlattı.
“Kıbrıs sorununun temelinde 186 sayılı karar var”
Kıbrıs meselesinin temelinde BM Güvenlik Konseyi’nin 1964 yılında aldığı 186 sayılı kararın bulunduğunu savunan Ertuğruloğlu, söz konusu kararın yanlış bir teşhis üzerine oluşturulduğunu ileri sürdü.
Ertuğruloğlu, “Bu 186 sayılı kararla BM Güvenlik Konseyi’nin yaptığı yanlış düzeltilmediği sürece ve bunu düzeltecek yeni bir Güvenlik Konseyi kararı ortaya çıkmadığı sürece uluslararası siyaset platformunda Kıbrıs sorunu diye bir sorun olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.
1964 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin Kıbrıs Türk tarafını temsil etmediğini savunan Ertuğruloğlu, buna rağmen BM kararlarında Rum tarafının bütün adayı temsil eden hükümet olarak kabul edildiğini söyledi.
Bu durumun Kıbrıs meselesindeki temel eşitsizliği oluşturduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, tarafların yeniden devlet statüsünde eşitlenmesi gerektiğini savundu.
“Kıbrıs sorunu çözülsün demek işin kolayına kaçmaktır”
Kıbrıs sorununun çözümünden söz ederken öncelikle hangi sorunun çözüleceğinin ortaya konulması gerektiğini belirten Ertuğruloğlu, tarafların sorunun tanımı konusunda dahi aynı noktada olmadığını söyledi.
Ertuğruloğlu, “Kıbrıs sorunu çözülsün demek işin kolayına kaçmaktır. Esas sorulması gereken soru, hangi sorundur bu Kıbrıs sorunu?” dedi.
Rum tarafının sorunu farklı tanımladığını savunan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk tarafının ise meselenin temelinde statü farklılığı bulunduğunu düşündüğünü kaydetti.
“İki devletli çözümden geri adım yok”
Türkiye’nin Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm ve KKTC’nin egemen eşitliğine dayalı politikasının değişmediğini vurgulayan Ertuğruloğlu, 2017’de Crans-Montana sürecinin sonuçsuz kalmasının ardından yeni bir sayfa açıldığını söyledi.
Ertuğruloğlu, “Müzakere istiyorsanız iki egemen, eşit devlet masaya oturursa müzakere olur. Bir taraf devlet, bir taraf toplum statüsüyle müzakere istiyorsanız böyle bir müzakere olmaz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü politikasını desteklediğine yönelik bir açıklamasını duymadığını belirten Ertuğruloğlu, federasyon seçeneğine yönelik eleştirilerde bulundu.
“Eşit egemenlik ile egemen eşitlik aynı şey değil”
“Eşit egemenlik” ile “egemen eşitlik” kavramlarının birbirinden farklı olduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu ayrımın Kıbrıs meselesinin geleceği açısından önemli olduğunu söyledi.






