Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehtap Malkoç ile Sağlık Bilimleri Fakültesi, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlker Yatar, Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Kardiyopulmoner Rehabilitasyon Ünitesi adına 25 Eylül Dünya Akciğer Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Malkoç ve Yrd. Doç. Dr. Yatar’ın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Her yıl 25 Eylül’de kutlanan Dünya Akciğer Günü, yalnızca solunum hastalıklarına dikkat çekilen bir farkındalık günü değildir. Aynı zamanda akciğer sağlığının yaşamın bütün dönemlerinde korunması gerektiğini hatırlatan önemli bir halk sağlığı çağrısıdır. 2026 yılının teması olan ‘Bir Ömür Sağlıklı Nefes’ ile çocukluktan ileri yaşlara kadar yaşamın her döneminde solunum sağlığının korunmasının önemi vurgulanmaktadır. Akciğer sağlığını yalnızca hastalık ortaya çıktığında ele almak yeterli değildir. Asıl önemli olan, akciğer fonksiyonlarını yaşamın erken dönemlerinden itibaren koruyabilmek, risk faktörlerini azaltmak ve bireyin mümkün olan en yüksek fiziksel kapasiteyle yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır.
Solunum hastalıkları günümüzde hâlâ önemli bir hastalık ve yaşam kalitesi kaybı nedenidir. Astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), zatürre, akciğer kanseri ve diğer kronik solunum sistemi hastalıklarının önemli bir bölümü yalnızca akciğerleri değil, bireyin hareket kapasitesini, günlük yaşam aktivitelerini, bağımsızlığını ve sosyal yaşama katılımını da etkilemektedir. Bu nedenle akciğer sağlığını yalnızca ‘nefes alabilmek’ üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Bizim için asıl soru şudur: Birey nefesini günlük yaşamında ne kadar etkin kullanabiliyor, hareket edebiliyor, merdiven çıkabiliyor, yürüyebiliyor ve yaşamını bağımsız sürdürebiliyor mu?
"AKCİĞER SAĞLIĞI YAŞAMIN İLK DÖNEMLERİNDE ŞEKİLLENMEYE BAŞLAR"
Akciğer gelişimi doğumdan önce başlar. Gebelik döneminde sigara ve tütün dumanına maruziyet, hava kirliliği, beslenme yetersizlikleri ve çevresel riskler, akciğer gelişimini olumsuz etkileyebilir. Çocukluk ve gençlik döneminde ise akciğerler gelişimini sürdürür ve birey yaşamındaki en yüksek akciğer kapasitesine ulaşır. Bu nedenle çocukların temiz hava koşullarında büyümesi, pasif içicilikten korunması, solunum yolu enfeksiyonlarının uygun şekilde tedavi edilmesi ve düzenli fiziksel aktivitenin yaşamın doğal bir parçası hâline getirilmesi son derece önemlidir.
"YETİŞKİNLİKTE AMAÇ YALNIZCA HASTALIKTAN KORUNMAK DEĞİL, KAPASİTEYİ KORUMAKTIR"
Yetişkinlik döneminde sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sağlıklı beslenmek ve çevresel riskleri azaltmak akciğer sağlığının temel koruyucu unsurlarıdır. Nefes darlığı yaşayan birey daha az hareket eder; daha az hareket ettikçe kas gücü ve egzersiz kapasitesi azalır; fiziksel kapasite azaldıkça aynı günlük aktivite birey için daha yorucu hâle gelir ve nefes darlığı daha belirgin hissedilir. İşte solunum fizyoterapisi ve kardiyopulmoner rehabilitasyonun önemi tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır.
"SOLUNUM FİZYOTERAPİSİ YALNIZCA NEFES EGZERSİZİNDEN İBARET DEĞİLDİR"
Toplumda solunum fizyoterapisi zaman zaman yalnızca birkaç nefes egzersizinin öğretilmesi şeklinde algılanmaktadır. Oysa günümüzde kardiyopulmoner rehabilitasyon bundan çok daha kapsamlı bir yaklaşımdır. Bireyin solunum fonksiyonları, kas kuvveti, egzersiz kapasitesi, günlük yaşam aktiviteleri, fiziksel aktivite düzeyi ve nefes darlığı ayrıntılı biçimde değerlendirilir. Ardından bireyin gereksinimlerine göre kişiselleştirilmiş bir rehabilitasyon programı oluşturulur. Bu programlarda aerobik egzersizler, kuvvetlendirme çalışmaları, solunum egzersizleri, solunum kaslarına yönelik uygulamalar, fiziksel aktivitenin artırılması, enerji koruma yöntemleri ve gerekli durumlarda sekresyon temizleme teknikleri yer alabilmektedir. Özellikle KOAH başta olmak üzere kronik solunum hastalıklarında kardiyopulmoner rehabilitasyonun temel hedeflerinden biri, bireyin günlük yaşamda daha aktif ve bağımsız hâle gelmesini sağlamaktır.







