Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) Girne milletvekili adayı Deniz Kim, Kıbrıs Postası’nda Ulaş Barış’ın hazırlayıp sunduğu Gümden programının konuğu oldu. 29 yaşındaki Kim, CTP’nin en genç kadın milletvekili adayı olarak gençlerin karşı karşıya kaldığı sorunları, hükümetin politikalarını ve partisinin çözüm önerilerini değerlendirdi. Gençlerin kendi geleceklerini kurabilmek için siyasi ilişkilerden bağımsız, eşit fırsatlara ihtiyaç duyduğunu belirtti.
“CEP TELEFONU ALMAK İÇİN BİLE DESTEĞE İHTİYAÇ DUYULMASI ASIL SORUN”
Başbakan Ünal Üstel’in açıkladığı gençlik destek paketini değerlendiren Kim, hükümetin sağladığı desteklerden önce, gençleri bu desteklere muhtaç bırakan ekonomik koşulların sorgulanması gerektiğini söyledi.
Kim, “Bugün bu memlekette bir genç, cep telefonu alırken bile desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu ne acı bir durumdur! Esas sorgulanması gereken bence budur. Bunun altında yatan sebepleri araştırmak yerine gençlere cep telefonu desteği verelim derler. Gençlerin hak ettiği bu mudur?” diye sordu.
Hayat pahalılığına karşı izlenen politikaları da eleştiren Kim, hükümetin sürekli maaş artışlarına başvurmasına rağmen hayatı ucuzlaştıracak çözümler üretmediğini belirtti. Maaş artışlarının tek başına çözüm olmadığını, asıl meselenin alım gücünü koruyacak ekonomik koşulların yaratılması olduğunu söyledi.
Hükümetin ilk ev projesinin de dar gelirli gençlere gerçekçi bir çözüm sunmadığını belirten Kim, peşinat zorunluluğu ve asgari ücretin üzerindeki taksitlere işaret ederek, “O zaman bu proje kimin için? Dar gelirli gençler için değilse kime hizmet etti?” sorusunu yöneltti.
“İNSANLAR BİZE ‘HESAP SORACAK MISINIZ?’ DİYE SORAR”
Seçim çalışmaları kapsamında gerçekleştirdikleri ziyaretlerde ekonomik sıkıntıların yanı sıra adalet ve hesap verebilirlik talepleriyle karşılaştıklarını anlatan Kim, toplumun kendi kurumlarına duyduğu güvenin son yıllarda ciddi biçimde zedelendiğini söyledi.
“Bu memlekette bir ekmek kavgası olduğu çok açık. Ama gittiğimiz her yerde insanlar bize ‘Yapanın yanına mı kalacak, hesap soracak mısınız?’ diye sorar. En fazla karşılaştığımız sorulardan biri budur” diyen Kim, CTP’nin önceliklerinden birinin kurumlara duyulan güveni yeniden tesis etmek olduğunu belirtti.
Sahte diploma davasında verilen mahkumiyet kararının hukukun üstünlüğü bakımından önemli bir mesaj taşıdığını kaydeden Kim, bu davanın siyasi yakınlıkların hiç kimseye ayrıcalık sağlamadığının kanıtı olduğunu kaydetti.
Üstel’in yargı kararını seçimlerle ilişkilendiren açıklamalarını ise “trajikomik” olarak değerlendiren Kim, “Bunun seçimlerle ne alakası var? Ortada bir sahte diploma davası vardı. 16 ayrı davadan suçlu bulunmuş bir insandan bahsediyoruz. Yargı da cezasını verdi. Bunun siyasetle, seçimle bir ilgisi yok. Adaletle ilgisi var.” dedi.
“GENÇLERE DESTEK PAKETİ AÇIKLAYAN UBP, GENÇ ADAYLARINI SANDIKTA BIRAKTI”
CTP ile UBP’nin aday belirleme süreçlerini karşılaştıran Kim, partisinin kurultayında çok sayıda genç milletvekili adayının seçilmesine karşılık UBP’de güçlü genç adayların geride kaldığını söyledi.
“Bizim kurultayımızda sandıktan birçok genç milletvekili adayı çıktı. UBP ise bir taraftan gençlik destek paketi açıklarken diğer taraftan genç adaylarının hepsini sandıkta bıraktı. Çok güçlü genç adayları da kaybetti” diyerek hükümet partisinin yaklaşımını eleştirdi.
Gençlerin siyasete ilgisiz olduğu yönündeki değerlendirmelere de karşı çıkan Kim, “Bugün gençler, ulaşabildikleri veya ulaşamadıkları her şeyin sebebinin politik olduğunun farkında. Barınma, istihdam, adalet ve liyakat sorunları var. Geleceklerini bu memlekette nasıl kuracaklarıyla ilgili birçok problemleri var. Bunları siyasetten nasıl ayrı tutabilirler?” diye konuştu.
Gençlerin bir bölümünün siyasi görüşlerini açıklamaktan çekindiğini de anlatan Kim, bunun temelinde iş bulma ve gelecek kaygısının bulunduğunu belirtti. Kim şöyle devam etti:
“Mevcut iktidara muhalif olan birçok genç, bunu açıkça söylemekten çekinir. Çünkü yarın bir işe başvurduğunda önünün kesileceğinden korkar. Bu yüzden partizanlığın önüne geçmek gerekir. Gençler fırsat eşitliği ve liyakat ister. Siyasi yakınlıklarıyla değil, kendi potansiyelleriyle bir yerlere gelmek isterler.”






