Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, son günlerde eğitim ortamlarında çocukları ve ergenleri doğrudan ilgilendiren gelişmelerin, çocuk güvenliğinin yalnızca fiziksel tedbirlerle sınırlı olmadığını bir kez daha gösterdiğini belirtti.
Grup tarafından yapılan açıklamada, çocukların psikolojik güvenliği, gelişimsel gereksinimleri ve iyi oluşunun bütüncül biçimde ele alınması gerektiği vurgulandı.
Çocuklara sunulan “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi eğitim içeriklerinin bilimsel, gelişimsel ve pedagojik uygunluğuyla ilgili tartışmalar, okul ortamında ideolojik yönlendirme yapıldığı iddiaları ve okula yönelik saldırı tehdidi içeren sosyal medya paylaşımlarının birbirinden farklı olaylar gibi görünebileceğine işaret edilen açıklamada, tüm bu durumların çocukları ilgilendiren karar ve uygulamalarda ortak bir temel ilkeye işaret ettiği kaydedildi.
Açıklamada, “Çocuğun üstün yararı gözetilmeli; çocuğun güvenliği, gelişimsel özellikleri ve psikolojik iyi oluşu öncelikli olarak dikkate alınmalıdır” denildi.
Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, ölüm, kayıp, şiddet, tehdit ve benzeri yoğun duygusal içeriklerin çocuklara aktarılmasında yalnızca içeriğin ne olduğunun değil, hangi yaş grubuna, hangi amaçla, hangi yöntemle ve hangi bağlamda sunulduğunun da önemli olduğunu vurguladı.
Çocuklar ve ergenlerin zorlayıcı olayları yetişkinlerle aynı biçimde anlamlandırmadığı belirtilen açıklamada, yaş, gelişim düzeyi, önceki yaşam deneyimleri ve bireysel özelliklerin verilen bilginin nasıl algılandığını ve çocuğun zorlukla ne ölçüde başa çıkabileceğini doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.
Bu nedenle çocuklara yönelik iletişimde yaşına ve gelişimsel durumuna uygun, açık, sakin ve gereksiz korku yaratmayan bir dil kullanılması, soru sormalarına alan açılması ve duygularını ifade etmelerine yargılamadan izin verilmesi gerektiği belirtildi.
Açıklamada, bu yaklaşımın çocukları yaşamın zor gerçekliklerinden, örneğin ölümden ya da farklı düşünce ve görüşlerden uzak tutmak anlamına gelmediği ifade edilerek, amaçlanan şeyin bilginin gelişimsel açıdan uygun, pedagojik olarak özenli ve psikolojik iyiliği koruyan bir biçimde sunulması olduğu kaydedildi.
Güvenli eğitim ortamlarının çocukların yalnızca sunulanı ezberlediği değil; soru sorabildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, duygusal olarak desteklendiği ve gerektiğinde yardım isteyebildiği ortamlar olması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, sunulan içeriğin bilimsel bilgiye dayanmasının ve belli bir kesimin inançlarının veya ideolojisinin taşıyıcısı olmamasının elzem olduğu belirtildi.
Sosyal medya üzerinden yayılan tehdit içerikli veya tehdit olarak algılanabilecek paylaşımların ilgili kurumlar tarafından ciddiyetle değerlendirilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve toplumun alınan önlemler konusunda bilgilendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ancak güvenlik kaygısının yüksek olduğu dönemlerde doğrulanmamış bilgilerin tekrar tekrar paylaşılmasının, korkutucu görüntü ve mesajların çoğaltılmasının veya kesinleşmemiş bilgilerin gerçekmiş gibi sunulmasının toplumdaki kaygıyı daha da artırma riski taşıdığı kaydedildi.






