Röportaj 26 Ağustos’taki liderler buluşmasının hemen ertesi günü yapıldı ve 8 Eylül’de yayınlandı.
Yayınlandığı günün akşamında Kıbrıslı Türk Lider Tufan Erhürman, sosyal medya hesabından cevap verdi ve “Birlikte tarih yazabiliriz” şeklindeki Hristodulidis’in söylemine Rum Liderin yaptıklarını sayarak “Birlikte tarih yazmak hiç de kolay değil” şeklinde karşılık verdi.
Rum Basını’ndan Alithia’da da “Hristodulidis’in sözleri gerçeklerle örtüşmüyor” şeklinde yorum yapıldı.
Sevgili Tümay’ın röportajını defalarca okumakta yarar var. Cümleler arasında kendinize göre farklı şeyler yakalamak mümkün.
Çelişki
Örneğin; “Metodoloji konusu çözüldü” diyor Rum Lider ama Tümay ısrarla sorduğunda “Anlaşamadık ama çok iyi bir görüşme gerçekleştirdik” dedi. Metodoloji konusu çözülmüşse “anlaşamamak” ne demek o zaman? Rum Lider’in söyledikleri arasında çelişki olduğu görülüyor.
Siyasi Eşitlikten Kaçış
“Siyasi eşitlikle ilgili bir sorununun olmadığını” söylüyor yine Hristodulidis ama ‘Dönüşümlü Başkanlıkla’ ilgili onayının olmadığını da öğreniyoruz sözleri arasında… Metodolojinin ilk üç maddesini yani siyasi eşitliği, yakınlaşmaları, takvimi kabul ettiğini ifade ediyor Rum Lider ama Erhürman’ın ‘dönüşümlü başkanlığı’ siyasi eşitlikle bir tuttuğunu göz ardı ediyor.
Bu konunun yani dönüşümlü başkanlığın ‘içerikle’ ilgili olduğunu söylüyor, sözlerinden siyasi eşitlikten kaçtığı yorumu kolaylıkla yapılabiliyor.
Kaçışa açık kapı istemi
Yine röportajın cümleleri arasında, “Metodolojide kabul etmediği tek noktanın ‘önceden kararlaştırılmış yaptırımlar’ olduğunu söylüyor Rum Lider ve tabii bu söylem okuyanlar için yine müzakere masasından kalkışın akıllarının bir köşesinde olduğunu göstermiş oluyor.
Ve yukarıda belirttiğim gibi Metodolojide tek kabul edilmeyenin “önceden kararlaştırılmış yaptırımlar” değil, ‘siyasi eşitlik’te de olduğunu görüyoruz çünkü ‘Dönüşümlü Başkanlık’ üzerinde anlaşılmamış olması da bunun göstergesi.
“İki tarafın da her istediği olamaz, karşılıklı tavizler de verilecek” şeklinde konuşuyor Rum Lider ama röportajın sonrasında “istemediğim anlaşmayı referanduma götürmem” söylemiyle ‘önceden kararlaştırılmış yaptırımlar’ konusunun gözünü ne kadar korkuttuğunun da belirtisi oluyor.
Cumhurbaşkanı Erhürman, “masadan kalkılması halinde önceden kararlaştırılmış yaptırımlar” istiyor bildiğiniz gibi Metodoloji maddeleri arasında ve böyle bir durumda KKTC’nin şimdiki statüsünün devam etmeyeceğini, örneğin direkt ticaret ve doğrudan uçuşlar gibi konuların gündeme geleceğini söylüyor.
İşte bu madde Hristodulidis’i oldukça rahatsız ediyor röportajın satırları arasında anladığım kadarıyla…
‘İsim’ ve ‘Biçim’ konusu
“Birbirimizin yanında çok iyi komşular olarak yaşayalım anlayışını destekleyen Güven Yaratıcı Önlemlerden yana olmadığını” da ifade ediyor ve “Bu iki devletli çözüm demektir. Asla kabul etmem” şeklinde net konuşuyor Hristodulidis.
Aslında bu görüşün Kıbrıs Türk toplumunda da benimsendiğini söylemek yanlış olmaz. Oysa ki Türk tarafında Yönetim katında ‘esnek bir federasyon’ hatta ‘konfederasyon’ kavramlarının konuşulduğunu biliyoruz. Erhürman’ın yaklaşımı “siyasi eşitlik temelinde ve tarafların müşterek çıkarları” çerçevesinde bir anlaşmanın adının ne olacağının önemi yok.
Oysa önemli bir kesim bu ‘isim’ ve ‘biçim’ konusunu önemsiyor. Demek ki bu yaklaşımın önce Kıbrıs’ın kuzeyinde destek bulması gerekiyor.
Bu yazı toplam 49 defa okunmuştur.