Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Kıbrıs Postası’nda Ulaş Barış’ın konuğu olduğu programda, 6 Aralık’ta yapılacak genel ve yerel seçimlere ilişkin partisinin kararlarını açıklarken CTP, UBP ve TDP’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu. Hükümete gelmekle iktidar olmanın aynı anlama gelmediğini söyleyen Nazlı, Kıbrıs’ın kuzeyindeki gerçek iktidar bloğunun Türkiye Cumhuriyeti ve büyük sermaye kesimlerinden oluştuğunu savundu.
Nazlı, mevcut siyasi partilerin gerek ekonomi politikalarında gerekse Kıbrıs sorunundaki tutumlarında birbirine giderek daha fazla benzediğini belirterek, Bağımsızlık Yolu’nun emekçilerin sözünü Meclis’e taşımak ve diğer partilerin ortaklaştığı kararlara karşı mücadele etmek amacıyla seçime katılacağını söyledi.
“CTP’NİN UBP’LEŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
CTP’nin yıllardır küçük sol partilere verilen oyların boşa gideceği yönünde bir söylem geliştirdiğini anlatan Nazlı, son Meclis döneminde CTP’nin güçlü bir muhalefet konumunda bulunmasına rağmen etkili bir mücadele ortaya koyamadığını savundu. CTP’nin Meclis’teki sandalye gücünü toplumsal muhalefetle birleştiremediğini belirten Nazlı, halkın tepkisine neden olan yasa değişikliklerinin engellenemediğini söyledi.
Nazlı, özellikle alçak orman arazileriyle ilgili düzenlemeler ve Ceza Usulü değişiklikleri konusunda komitelerde sağlanan oy birliklerini eleştirdi. Basın örgütlerinin uyarılarına rağmen bazı düzenlemelerin önce desteklendiğini, kamuoyundan tepki gelmesinin ardından ise bu tutumun değiştirildiğini anlattı.
CTP’nin siyasi etik konusundaki tutumunu da sorgulayan Nazlı, hakkında sahte diploma davası bulunduğunu belirttiği Emrah Yeşilırmak’ın Avrupa Parlamentosu temsilciliğine seçilmesinde sağlanan oy birliğine dikkat çekti. Gazeteci Ali Kişmir’in yargılandığı davada tanıklık yapan Oğuz Karakartal’ın Yüksek Yayın Kurulu üyeliğine seçilmesini de eleştiren Nazlı, gazeteciler aleyhindeki davalarda rol aldığını belirttiği bir ismin desteklenmesini siyasi partiler arasındaki ortaklığın örneklerinden biri olarak gösterdi.
Bu kararların, Bağımsızlık Yolu’nun seçim sloganlarından birinin neden “Oy birliğini bozmaya geliyoruz” olduğunu ortaya koyduğunu belirten Nazlı, rejim partileri arasında temel bir ayrım görmediklerini söyledi.
Nazlı, geçmişte CTP ile UBP arasındaki temel farkın Kıbrıs sorunundaki tutumları olduğunu, ancak artık bu alandaki ayrımın da silikleştiğini savundu. CTP’nin federal çözüm hedefinden uzaklaştığını öne süren Nazlı, partisinin Meclis’te emek mücadelesinin yanı sıra Kıbrıs’ta federasyon talebini de savunacağını belirtti.
“TDP’Yİ DE REJİM PARTİSİ OLARAK GÖRÜYORUZ”
Nazlı’nın eleştirilerinin bir diğer hedefi, geçmişte yerel seçimlerde iş birliği yaptıkları Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) oldu. TDP ile Bağımsızlık Yolu arasındaki siyasi mesafenin giderek açıldığını söyleyen Nazlı, bu kopuşun Zeki Çeler’in Çalışma Bakanlığı dönemine kadar uzandığını anlattı.
Bağımsızlık Yolu’nun on yılı aşkın süredir sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını savunduğunu hatırlatan Nazlı, TDP ile ortak hareket ettikleri dönemde bu talebin paylaşıldığını, ancak Çeler’in bakan olduktan sonra aynı tutumu sürdürmediğini söyledi.
Nazlı, Çeler’in artık herkesin bakanı olduğu gerekçesiyle söz konusu talebi savunamayacağını söylediğini aktararak, bunun ideolojik bir kopuş olduğunu belirtti. TDP’nin de sermaye çevreleriyle ve Türkiye’deki iktidarla iyi ilişkiler kurmaya dayalı ılımlı bir siyaset izlediğini savunan Nazlı, partiyi diğer rejim partilerinden farklı görmediklerini ifade etti.
“BAĞIMSIZLIK YOLU BİR VAAT PARTİSİ DEĞİL”
6 Aralık’taki genel seçimlere katılma kararlarını da açıklayan Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun seçimleri parlamentoda makam kazanmanın ötesinde bir mücadele alanı olarak değerlendirdiğini söyledi.
Nazlı, “Biz bu ülkede hükümetle iktidar olmanın aynı şey olduğunu düşünmüyoruz” diyerek, iktidarın yalnızca hükümeti oluşturan partilerden ibaret olmadığını belirtti. Büyük sermayenin siyasi partiler üzerindeki etkisinin özellikle seçim dönemlerinde görünür hale geldiğini savunan Nazlı, diğer partilerin seçim kampanyalarına harcadıkları paraları ve finansman kaynaklarını açıklamamalarını eleştirdi.
Bağımsızlık Yolu’nun seçim bütçesini kamuoyuyla paylaştığını, gelirlerinin üyelerinden ve dayanışma faaliyetlerinden oluştuğunu söyleyen Nazlı, şeffaflık ve hesap verebilirlik vaatlerinde bulunan partilerin kendi seçim harcamalarını açıklamamasını samimiyetsizlik olarak nitelendirdi.
Partisinin seçim anlayışını ise şu sözlerle anlattı:
“Bağımsızlık yolu bir vaat partisi değil. Bağımsızlık yolu bir mücadele partisi.”
Meclis’te özel sektör emekçilerinin temsil edilmediğini söyleyen Nazlı, büyük partilerin aday listelerinde şirket yöneticileri, iş insanları ve ekonomik açıdan güçlü kesimlerin öne çıktığını belirtti. Bağımsızlık Yolu’nun ise emekçileri doğrudan siyasetin öznesi haline getirmeyi hedeflediğini ifade etti.
Nazlı, “Biz üretenlerin yöneten olabileceğine inanıyoruz” diyerek, emek mücadelesi, kadın özgürleşmesi, federal çözüm ve doğanın korunması için sürdürdükleri mücadeleyi Meclis’e de taşıyacaklarını söyledi.
“KONTENJAN ADAYLIKLARI PARTİ EMEKÇİLERİNE VEFASIZLIK”
Büyük partilerin aday belirleme yöntemlerini de eleştiren Nazlı, yıllardır partiler için emek veren insanlar yerine daha fazla oy getireceği düşünülen tanınmış kişilerin kontenjanlardan aday gösterilmesini eleştirdi.
Siyasetin kişisel kariyer alanına dönüştürüldüğünü savunan Nazlı, adayların kişisel başarı hikayeleri üzerinden yürütülen kampanyaların program temelli siyaseti geri plana ittiğini belirtti.
Karma oyun kaldırılmasının siyasi kültürü değiştirmek için gerekçe gösterildiğini hatırlatan Nazlı, “Yani yasa değiştirmekle aslında siyasi kültürü değişemezsiniz” sözleriyle, adaylar üzerinden yürütülen siyasetin sürdürüldüğünü savundu.






