Lefkoşa 18°USD49,53 ₺▲EUR55,67 ₺▼GBP65,91 ₺▲GRAM ALTIN6.648,37 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Cansu N. Nazlı: “Rejim partilerinin arasında açıkça bir fark görmüyoruz”

Bugün Kıbrıs/Genel Seçim 2026 Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Kıbrıs Postası’nda Ulaş Barış’ın konuğu olduğu programda, 6 Aralık’ta yapılacak genel ve yerel seçimlere ilişkin partisinin kararlarını…

6 dakika okumaHaber: Emine Yüksel
Paylaş
Cansu N. Nazlı: “Rejim partilerinin arasında açıkça bir fark görmüyoruz”

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Cansu N. Nazlı, Kıbrıs Postası’nda Ulaş Barış’ın konuğu olduğu programda, 6 Aralık’ta yapılacak genel ve yerel seçimlere ilişkin partisinin kararlarını açıklarken CTP, UBP ve TDP’ye yönelik sert eleştirilerde bulundu. Hükümete gelmekle iktidar olmanın aynı anlama gelmediğini söyleyen Nazlı, Kıbrıs’ın kuzeyindeki gerçek iktidar bloğunun Türkiye Cumhuriyeti ve büyük sermaye kesimlerinden oluştuğunu savundu.

Nazlı, mevcut siyasi partilerin gerek ekonomi politikalarında gerekse Kıbrıs sorunundaki tutumlarında birbirine giderek daha fazla benzediğini belirterek, Bağımsızlık Yolu’nun emekçilerin sözünü Meclis’e taşımak ve diğer partilerin ortaklaştığı kararlara karşı mücadele etmek amacıyla seçime katılacağını söyledi.

“CTP’NİN UBP’LEŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
CTP’nin yıllardır küçük sol partilere verilen oyların boşa gideceği yönünde bir söylem geliştirdiğini anlatan Nazlı, son Meclis döneminde CTP’nin güçlü bir muhalefet konumunda bulunmasına rağmen etkili bir mücadele ortaya koyamadığını savundu. CTP’nin Meclis’teki sandalye gücünü toplumsal muhalefetle birleştiremediğini belirten Nazlı, halkın tepkisine neden olan yasa değişikliklerinin engellenemediğini söyledi.

Nazlı, özellikle alçak orman arazileriyle ilgili düzenlemeler ve Ceza Usulü değişiklikleri konusunda komitelerde sağlanan oy birliklerini eleştirdi. Basın örgütlerinin uyarılarına rağmen bazı düzenlemelerin önce desteklendiğini, kamuoyundan tepki gelmesinin ardından ise bu tutumun değiştirildiğini anlattı.

CTP’nin siyasi etik konusundaki tutumunu da sorgulayan Nazlı, hakkında sahte diploma davası bulunduğunu belirttiği Emrah Yeşilırmak’ın Avrupa Parlamentosu temsilciliğine seçilmesinde sağlanan oy birliğine dikkat çekti. Gazeteci Ali Kişmir’in yargılandığı davada tanıklık yapan Oğuz Karakartal’ın Yüksek Yayın Kurulu üyeliğine seçilmesini de eleştiren Nazlı, gazeteciler aleyhindeki davalarda rol aldığını belirttiği bir ismin desteklenmesini siyasi partiler arasındaki ortaklığın örneklerinden biri olarak gösterdi.

Bu kararların, Bağımsızlık Yolu’nun seçim sloganlarından birinin neden “Oy birliğini bozmaya geliyoruz” olduğunu ortaya koyduğunu belirten Nazlı, rejim partileri arasında temel bir ayrım görmediklerini söyledi.

Nazlı, geçmişte CTP ile UBP arasındaki temel farkın Kıbrıs sorunundaki tutumları olduğunu, ancak artık bu alandaki ayrımın da silikleştiğini savundu. CTP’nin federal çözüm hedefinden uzaklaştığını öne süren Nazlı, partisinin Meclis’te emek mücadelesinin yanı sıra Kıbrıs’ta federasyon talebini de savunacağını belirtti.

“TDP’Yİ DE REJİM PARTİSİ OLARAK GÖRÜYORUZ”
Nazlı’nın eleştirilerinin bir diğer hedefi, geçmişte yerel seçimlerde iş birliği yaptıkları Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) oldu. TDP ile Bağımsızlık Yolu arasındaki siyasi mesafenin giderek açıldığını söyleyen Nazlı, bu kopuşun Zeki Çeler’in Çalışma Bakanlığı dönemine kadar uzandığını anlattı.

Bağımsızlık Yolu’nun on yılı aşkın süredir sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını savunduğunu hatırlatan Nazlı, TDP ile ortak hareket ettikleri dönemde bu talebin paylaşıldığını, ancak Çeler’in bakan olduktan sonra aynı tutumu sürdürmediğini söyledi.

Nazlı, Çeler’in artık herkesin bakanı olduğu gerekçesiyle söz konusu talebi savunamayacağını söylediğini aktararak, bunun ideolojik bir kopuş olduğunu belirtti. TDP’nin de sermaye çevreleriyle ve Türkiye’deki iktidarla iyi ilişkiler kurmaya dayalı ılımlı bir siyaset izlediğini savunan Nazlı, partiyi diğer rejim partilerinden farklı görmediklerini ifade etti.

“BAĞIMSIZLIK YOLU BİR VAAT PARTİSİ DEĞİL”
6 Aralık’taki genel seçimlere katılma kararlarını da açıklayan Nazlı, Bağımsızlık Yolu’nun seçimleri parlamentoda makam kazanmanın ötesinde bir mücadele alanı olarak değerlendirdiğini söyledi.

Nazlı, “Biz bu ülkede hükümetle iktidar olmanın aynı şey olduğunu düşünmüyoruz” diyerek, iktidarın yalnızca hükümeti oluşturan partilerden ibaret olmadığını belirtti. Büyük sermayenin siyasi partiler üzerindeki etkisinin özellikle seçim dönemlerinde görünür hale geldiğini savunan Nazlı, diğer partilerin seçim kampanyalarına harcadıkları paraları ve finansman kaynaklarını açıklamamalarını eleştirdi.

Bağımsızlık Yolu’nun seçim bütçesini kamuoyuyla paylaştığını, gelirlerinin üyelerinden ve dayanışma faaliyetlerinden oluştuğunu söyleyen Nazlı, şeffaflık ve hesap verebilirlik vaatlerinde bulunan partilerin kendi seçim harcamalarını açıklamamasını samimiyetsizlik olarak nitelendirdi.

Partisinin seçim anlayışını ise şu sözlerle anlattı:

“Bağımsızlık yolu bir vaat partisi değil. Bağımsızlık yolu bir mücadele partisi.”

Meclis’te özel sektör emekçilerinin temsil edilmediğini söyleyen Nazlı, büyük partilerin aday listelerinde şirket yöneticileri, iş insanları ve ekonomik açıdan güçlü kesimlerin öne çıktığını belirtti. Bağımsızlık Yolu’nun ise emekçileri doğrudan siyasetin öznesi haline getirmeyi hedeflediğini ifade etti.

Nazlı, “Biz üretenlerin yöneten olabileceğine inanıyoruz” diyerek, emek mücadelesi, kadın özgürleşmesi, federal çözüm ve doğanın korunması için sürdürdükleri mücadeleyi Meclis’e de taşıyacaklarını söyledi.

“KONTENJAN ADAYLIKLARI PARTİ EMEKÇİLERİNE VEFASIZLIK”
Büyük partilerin aday belirleme yöntemlerini de eleştiren Nazlı, yıllardır partiler için emek veren insanlar yerine daha fazla oy getireceği düşünülen tanınmış kişilerin kontenjanlardan aday gösterilmesini eleştirdi.

Siyasetin kişisel kariyer alanına dönüştürüldüğünü savunan Nazlı, adayların kişisel başarı hikayeleri üzerinden yürütülen kampanyaların program temelli siyaseti geri plana ittiğini belirtti.

Karma oyun kaldırılmasının siyasi kültürü değiştirmek için gerekçe gösterildiğini hatırlatan Nazlı, “Yani yasa değiştirmekle aslında siyasi kültürü değişemezsiniz” sözleriyle, adaylar üzerinden yürütülen siyasetin sürdürüldüğünü savundu.

Parti tüzüklerinde bulunan geri çağırma mekanizmasına da değinen Nazlı, seçilmiş kişilerin parti programına aykırı davranması halinde görevden alınabildiğini, benzer bir mekanizmanın milletvekilleri için de yasal hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

LEFKOŞA BELEDİYESİ’NE HARÇ, SU VE TAŞERONLAŞTIRMA ELEŞTİRİSİ
Bağımsızlık Yolu’nun genel seçimlere katılacağını ancak yerel seçimlerde aday çıkarmayacağını ve hiçbir adayı desteklemeyeceğini açıklayan Nazlı, bu kararın yerel yönetimlere önem vermedikleri anlamına gelmediğini belirtti.

Genel ve yerel seçimlerin aynı gün yapılmasının küçük partileri insan gücü ve mali kaynak bakımından zorladığını anlatan Nazlı, her iki seçime birden katılacak imkanlarının bulunmadığını, bu nedenle genel seçimlere öncelik verdiklerini söyledi. Partisinin yerel yönetimler programıyla örtüşen bir aday bulunmadığını belirten Nazlı, üyelerini oy tercihleri konusunda serbest bıraktıklarını aktardı.

Geçmişte Lefkoşa’da Mehmet Harmancı’yı iki dönem desteklediklerini hatırlatan Nazlı, Harmancı’nın ilk döneminde sosyal belediyecilik bakımından olumlu çalışmalar gerçekleştirildiğini, ancak son dönemde belediyenin ekonomik sorunlarının halka yansıtılmasını kabul etmediklerini söyledi.

Lefkoşa’daki yüksek belediye hizmet bedellerine tepki gösteren Nazlı, özellikle dar gelirli yurttaşların bu uygulamalardan olumsuz etkilendiğini belirtti. Belediyeye borcu olan yurttaşların su hizmetine erişiminin engellenmesini de eleştiren Nazlı, suyun temel bir insan hakkı olduğunu ve borçların tahsil edilmesi için hukuki yolların kullanılabileceğini ifade etti.

Bu uygulamayı anayasaya aykırı bulduğunu belirten Nazlı, belediyede taşeron çalıştırmanın yaygınlaşmasını da eleştirdi. Sosyal belediyecilik politikalarının gerilediğini, buna karşılık emeği güvencesizleştiren uygulamaların arttığını savunan Nazlı, bu konulardaki itirazlarını Harmancı’ya daha önce de ilettiklerini söyledi.

Nazlı, bu değerlendirmeler sonucunda parti meclislerinin Harmancı dahil hiçbir yerel seçim adayını desteklememe kararı aldığını aktardı.

“CTP, HÜKÜMETE GELME SIRASINI BEKLEDİ”
CTP’nin seçim döneminde kullandığı birlikte yönetme söylemini de eleştiren Nazlı, birlikte yönetmenin yalnızca halktan oy istemekle değil, halkı siyasi mücadeleye dahil etmekle mümkün olacağını söyledi.

CTP’nin halkı sokağa çağırmak ve toplumsal mücadeleleri örgütlemek konusunda yetersiz kaldığını savunan Nazlı, hükümet karşısındaki toplumsal tepkinin erken seçime veya tartışmalı düzenlemelerin engellenmesine dönüştürülemediğini belirtti.

Bunun nedenini CTP’nin hükümete gelme beklentisine bağlayan Nazlı, partilerin parlamentoda yer almasının tek başına iktidar ilişkilerini değiştirmeyeceğini anlattı. Nazlı’ya göre gerçek değişim, halkın eğitimden sağlığa, enerjiden ulaşıma kadar yaşamın bütün alanlarında örgütlenmesi ve karar süreçlerine doğrudan katılmasıyla mümkün olabilecek.

ERHÜRMAN’A FEDERASYON VE MÜZAKERE ELEŞTİRİSİ
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs sorunundaki tutumunu da eleştiren Nazlı, Erhürman’ın seçim kampanyasından itibaren federasyon kelimesini kullanmaktan kaçındığını savundu.

Erhürman’ın kapsamlı müzakerelerin başlaması için ortaya koyduğu koşulları eleştiren Nazlı, Ersin Tatar’ın federal çözüm müzakerelerine açıkça karşı çıktığını, Erhürman’ın ise koşullar ileri sürerek fiilen müzakere sürecinden uzak durduğunu iddia etti.

Nazlı, Erhürman’ın Kıbrıslı Rum liderliğine yönelik sert söylemler geliştirdiğini, buna karşılık Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerin iradesini ve onurunu ilgilendiren müdahaleleri karşısında aynı tutumu göstermediğini savundu.

Kıbrıslı Rum liderliği ile Kıbrıslı Rum halkının birbirinden ayrılması gerektiğinin de altını çizen Nazlı, iki toplum arasında barış ve kardeşlik dilinin güçlendirilmesini istedi. Erhürman’ın Kıbrıslı Rum halkına doğrudan seslenme konusunda yeterli adım atmadığını belirtti.

Maronitlerin köylerine dönüşü konusunda daha önce yaptıkları çağrıyı da hatırlatan Nazlı, bu konuda bir karşılık alamadıklarını söyledi. Maronitlerin yerel seçimlerde yaşadıkları seçme ve seçilme hakkı sorunlarının giderilmesi gerektiğini ifade etti.

CTP’nin de Erhürman’ın seçim kampanyasında izlediği çizgiyi benimsemesinden endişe duyduklarını anlatan Nazlı, federal çözüm talebinin siyasi gündemden çıkarılmasına karşı mücadele edeceklerini belirtti. Nazlı, federal çözümü savunan kesimlerin güçlenmesini istediklerini, CTP’nin bu hedefinden uzaklaşmasının kendilerini mutlu etmediğini söyledi.

ADAYLAR 22 EKİM’DE BELİRLENECEK
Bağımsızlık Yolu’nun 6 Aralık genel seçimlerine katılacak adaylarının 22 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek toplantıda kesinleşeceğini açıklayan Nazlı, adaylık başvurularının devam ettiğini söyledi.

Nazlı, partilerinin seçimin ardından da sokaktaki mücadelesini sürdüreceğini, Meclis’e girmeleri halinde bu mücadeleyi parlamentoda da devam ettireceklerini belirtti. Seçimlerin amaç değil, emekçilerin örgütlü mücadelesini güçlendirecek araçlardan biri olduğunu ifade etti.

Cansu N. Nazlı: “Rejim partilerinin arasında açıkça bir fark görmüyoruz”

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler