Muhtarımızı, belediye başkan ve belediye meclisimizi ve tabii ki içinden hükümetin çıkacağı meclisimizdeki 50 kişiyi belirleyeceğiz…
-*-*-
Her seçim döneminde olduğu gibi siyasi partiler vaatlerde bulunuyor; bundan daha doğal bir şey olamaz!
-*-*-
Tabii ki siyasi partiler vizyonlarını, projelerini ve ülkeyi nasıl yöneteceklerini vaatler aracılığıyla ortaya koyacaklar ve bizler de buna göre gidip oy vereceğiz veya bu vaatler hiç mikimizde ya da umurumuzda olmayacak; tuttuğumuz takımın kazanması için oy vereceğiz!
-*-*-
Bir ülke ne kadar demokratik veya ne kadar medeni bir ülkeyse, seçim vaatleri de o kadar “dürüst” vaatlerdir!
-*-*-
Aslında vaatler, parti ile seçmen arasında yazılı olmayan bir toplumsal sözleşmedir.
Mesela İngiltere’de seçimi kazanan partinin lideri, “… İktidara geldiğimiz ilk 100 gün içerisinde, cannabis kullanımını serbest bırakacağız” der ve 101’inci gün bunu başaramazsa, defalarca özür dilemek zorundadır!
-*-*-
Gerçek ve düzgün işleyen demokrasilerde, iktidara gelen partiler, bu vaatler üzerinden denetlenir ve hesap verir!
-*-*-
Bazı partilerin ama özellikle de UBP’nin vaatleri, ne acıdır ki ülkenin ekonomik veya hukuki gerçekliğiyle kesinlikle uyuşmuyor…
-*-*-
Sadece oy toplamak amacı güdüldüğü açık bir görüntü söz konusu!
-*-*-
Kaynak olmadığı için maaş ödemek maksadıyla neredeyse her Cuma namazı sonrası borçlanan bir hükümet, yeniden iktidara gelirse, kesenin ağzını açacağını söylüyor, ona buna resmen kredi ve para dağıtıyor; dağıtacağı vaadini ortaya koyuyor!
-*-*-
UBP’nin vaatlerinin büyük çoğunluğu sadece popülizmdir, gerçek dışıdır ve ne yazık ki Kuzey Kıbrıs’ın tam anlamıyla “Türkiyelileşmesi”dir!
-*-*-
Allah yazdıysa bozsun ama bundan sonraki adım; seçilmiş belediye başkanları yerine kayyum atanması dahi olabilir!
-*-*-
-*-*-
Sadece vaatler de değil; Devlet Bahçeli gibi çağdışı siyasi görüşü temsil eden Türkiyeli siyasetçilerin; Kuzey Kıbrıs’taki bazı seçmenlerin duygularını, korkularını istismar edecek şekilde “demeçler” vermesi de demokrasi açısından son derece ısgarta bir pozisyonda olduğumuzun ispatları arasındadır!
-*-*-
Sahte ya da tutulamayacak vaatler, Türkiyeli faşist kafaların açık müdahale sayılabilecek tavırları, halkın siyasete, kurumlara ve demokrasiye olan inancını daha da aşağıya çekecektir ki bu da ayrı bir mesele!
-*-*-
Bir vaatte bulundunuz; peki kaynak nerede?
O kaynak varsaydı, bunca zamandır neden sürekli borçlandınız?
-*-*-
Seçim sonrası gençlere para dağıtacaksanız, ilk araç, ilk telefon, ilk bilgisayarını siz alacak ve üniversitelerin harcını da siz ödeyecekseniz; bunun bütçesi nerededir?
-*-*-
Hani bütçe kaleminde bunlar var ki?







