Lefkoşa 26°USD48,83EUR56,00GBP65,34GRAM ALTIN6.778,57 Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Bozkurt: Federasyon artık gerçekçi değil

Kıbrıs meselesine ilişkin KIBRIS TV’de değerlendirmelerde bulunan Kıbrıs Türk Tarih Kurumu Başkanı İsmail Bozkurt, federal çözüm...

5 dakika okumaHaber: Öykü Kendir
Paylaş
Bozkurt: Federasyon artık gerçekçi değil

“Yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var”… Kıbrıs Türk Tarih Kurumu Başkanı İsmail Bozkurt, federal çözüm modelinin 50 yılı aşkın süredir sonuç vermediğini belirterek, “Federasyon üzerinden bir çözüme doğru gitmek artık mümkün değil.” dedi. Bozkurt, Kıbrıs sorununda yeni bir çözüm yaklaşımına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

“Kıbrıs Türkleri için var olma meselesi”… Kıbrıs Türklerinin 1878’den günümüze kimlik ve varlıklarını koruma mücadelesine dikkat çeken Bozkurt, Kıbrıs sorununun Kıbrıs Türkleri açısından “var olma veya yok olma meselesi” olduğunu söyledi. Bozkurt, olası bir çözümde siyasi ve anayasal eşitlik haklarının korunmasının önemine vurgu yaptı.

Taha Can GÜRLEK

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu Başkanı İsmail Bozkurt, KIBRIS TV’de Elif Şen Çatal’ın sunduğu “Gün Ortası” programında Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bozkurt, sorunun yalnızca güncel siyasi gelişmeler üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek, tarihsel kökenlerine ve Enosis hedefinin Ada’daki siyasi gelişmelere etkisine dikkat çekti.

Bozkurt, Kıbrıs’taki gelişmelerin özellikle 19. yüzyıldan itibaren Enosis hedefi etrafında şekillendiğini ve bu sürecin farklı dönemlerde çeşitli siyasi ve toplumsal hareketlerle devam ettiğini ifade etti.

“Enosis hedefi tarih boyunca devam etti”

Enosis düşüncesinin tarihsel gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozkurt, Yunanistan’ın bağımsızlığının ardından Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması fikrinin gündeme geldiğini söyledi.

İngiliz yönetimi döneminde de Enosis taleplerinin sürdüğünü belirten Bozkurt, 1931 isyanı ve sonrasında yaşanan gelişmelerin bu sürecin önemli aşamalarından olduğunu ifade etti.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Enosis hareketinin yeniden güç kazandığını anlatan Bozkurt, Rum toplumunda Enosis talebinin geniş bir tabana yayıldığını ve Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler nezdinde de bu yönde girişimlerde bulunduğunu kaydetti.

Bozkurt, 1950’li yıllarda silahlı örgütlenmelerin ortaya çıkmasıyla Ada’daki çatışma ortamının daha da ağırlaştığını belirterek, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden sürecin de bu koşullar içerisinde şekillendiğini söyledi.

“1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık temelinde kuruldu”

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozkurt, Cumhuriyet’in Ada’daki çatışma ortamını sona erdirmek amacıyla Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de dahil olduğu uluslararası koşullar çerçevesinde oluşturulduğunu ifade etti.

1960 düzeninin Türk ve Rum toplumlarının ortaklığına dayandığını belirten Bozkurt, Kıbrıs Türklerinin anayasal sistem içerisinde önemli haklara sahip olduğunu söyledi.

1963 yılında dönemin Kıbrıs Rum yönetiminin anayasa değişikliği girişiminde bulunduğunu anlatan Bozkurt, 13 maddelik önerinin Kıbrıs Türklerinin anayasal haklarıyla ilgili olduğunu savundu.

Bozkurt, sonrasında yaşanan gelişmelerin Kıbrıs Türk toplumunun Ada’daki siyasi ve sosyal konumunu doğrudan etkilediğini belirterek, 1963-1974 döneminde Kıbrıs Türklerinin ciddi bir varoluş mücadelesi verdiğini ifade etti.

“Kıbrıs Türkleri üç eksenli bir mücadele verdi”

Kıbrıs Türklerinin 1878’den itibaren verdiği mücadelenin üç temel hedef etrafında şekillendiğini belirten Bozkurt, bunları Kıbrıs Türk kimliğinin korunması, Enosis’in engellenmesi ve Türkiye ile bağların sürdürülmesi olarak sıraladı.

Mücadelenin yalnızca siyasi girişimlerle sınırlı kalmadığını ifade eden Bozkurt, Kıbrıs Türklerinin varlıklarını sürdürebilmek amacıyla farklı dönemlerde çeşitli yöntemlere başvurduğunu söyledi.

Türkiye ile bağların korunmasının Kıbrıs Türklerinin toplumsal kimliği açısından önemli olduğunu belirten Bozkurt, özellikle dil ve kültür bağlarının sürdürülmesinin tarihsel açıdan belirleyici olduğunu kaydetti.

Bozkurt, “Kıbrıs Türkleri, 1878’den günümüze kadar verdikleri varoluş savaşında kendi kimliklerini korumaya, kendi varlıklarını devam ettirmeye ve Enosis’i engellemeye çalıştı. Aynı zamanda Türkiye’den kopmamaya çalıştılar.” ifadelerini kullandı.

“Kıbrıs sorunu Kıbrıs Türkleri için var olma meselesidir”

Kıbrıs Türklerinin 1878’den günümüze kadar kimliklerini ve varlıklarını korumaya, Enosis’i engellemeye ve Türkiye ile bağlarını sürdürmeye çalıştığını belirten Bozkurt, Kıbrıs meselesinin Kıbrıs Türkleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Uluslararası gelişmelerin Ada’daki siyasi tabloyu doğrudan etkilediğini ifade eden Bozkurt, olası bir çözümde Kıbrıs Türklerinin siyasi ve anayasal eşitlik haklarının korunmaması halinde geleceğe ilişkin ciddi risklerin ortaya çıkabileceğini savundu.

“Kıbrıs sorunu Kıbrıs Türkleri bakımından var olma veya yok olma meselesidir” diyen Bozkurt, Kıbrıs Türklerinin tarih boyunca verdiği mücadelenin yalnızca siyasi bir mücadele olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bozkurt, Kıbrıs Türklerinin varlığını korumasında toplumsal direncin ve Türkiye ile sürdürülen ilişkilerin önemli rol oynadığını ifade etti.

“Federasyon artık gerçekçi değil”

Kıbrıs sorununda gelinen noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bozkurt, federal çözüm modelinin uzun yıllar boyunca müzakere edilmesine rağmen sonuç alınamadığını belirtti.

Federasyon modelinin artık gerçekçi bir seçenek olmadığını savunan Bozkurt, 50 yılı aşkın sürede tarafların temel konularda ortak bir zemine ulaşamadığını söyledi.

“Federasyon üzerinden bir çözüme doğru gitmek artık mümkün değil. Görülmüyor, olmayacak. 50 yılı aşkın süredir gerçekleşmeyen ve gerçekleşmesi için temel konularda dahi uzlaşma sağlanamayan bir model nasıl gerçekçi yol olabilir?” ifadelerini kullandı.

Federal çözüm kapsamında gündeme gelen mülkiyet, göçmenlerin dönüşü ve iki toplumun yeniden bütünleştirilmesi gibi başlıkların mevcut koşullarda ciddi sorunlar yaratacağını dile getiren Bozkurt, geçen yıllar içerisinde Ada’da iki ayrı toplumsal ve siyasi yapının oluştuğunu söyledi.

“İki devletli yapı bir realite haline geldi”

Ada’nın kuzeyinde ve güneyinde ayrı yönetimlerin bulunduğuna işaret eden Bozkurt, mevcut siyasi yapının dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Kuzeydeki yapının uluslararası alanda tanınmadığını belirten Bozkurt, buna rağmen Kıbrıs Türk tarafının müzakere süreçlerinde siyasi aktör olarak yer aldığını söyledi.

Bozkurt, “Kuzeyde bir devlet var, güneyde bir devlet var. Kuzeydeki devleti biz yönetim olarak kabul etmiyoruz, politika olarak kabul etmiyoruz ama bir realite” ifadelerini kullandı.

Bu çerçevede iki yapı arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ve iş birliği alanlarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Bozkurt, enerji, elektrik ve su gibi konularda iş birliği yapılabileceğini dile getirdi.

“Çözüm başka bir model üzerinden olacak”

Kıbrıs sorununda çözüme ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Bozkurt, ancak bunun federal model üzerinden gerçekleşeceğine inanmadığını söyledi.

Uluslararası ve bölgesel gelişmelerin Kıbrıs meselesinin geleceğini etkilediğini belirten Bozkurt, dünyadaki güç dengelerinin değiştiğini ifade etti.

Kıbrıs meselesinin bölgesel gelişmelerden bağımsız ele alınamayacağını kaydeden Bozkurt, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki gelişmelerin Ada’nın stratejik önemini artırdığını söyledi.

“Tarihsel hafızayı kaybetmemeliyiz”

Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel hafızasının korunması gerektiğini de vurgulayan Bozkurt, geçmişte yaşananların unutulmasının toplumsal açıdan önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Kıbrıs Türklerinin yaşadığı tarihsel süreçlerin yeterince anlatılamadığını belirten Bozkurt, bunun toplumsal hafıza açısından sorun oluşturduğunu ifade etti.

Tarih anlatımının geçmişi bilmenin yanı sıra bugünkü siyasi gelişmeleri anlamak açısından da önemli olduğunu kaydeden Bozkurt, “Tarihimizi anlatamadık. Anlatamadığımız için de bugün başımıza birçok şey geldi” dedi.

Bozkurt, Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel belleğinin korunmasının gelecek açısından önem taşıdığını belirtti.

“Uluslararası aktörlerin etkisi değişti”

Kıbrıs sorununda Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve diğer uluslararası aktörlerin rolünün de değiştiğini belirten Bozkurt, geçmişteki uluslararası koşulların bugün aynı şekilde bulunmadığını söyledi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğinin ardından ortaya çıkan siyasi tablonun müzakere sürecini etkilediğini savunan Bozkurt, Kıbrıs Türk tarafının eşit uluslararası statü ve egemen eşitlik taleplerinin önem taşıdığını belirtti.

Bozkurt, çözümün Ada’daki mevcut siyasi gerçeklikleri dikkate alması gerektiğini ifade etti.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler