Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Gündem Kıbrıs Web TV’de Bahar Sancar’ın konuğu olarak, dış politika hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Liderlerin ara bölgede gerçekleşen görüşmeleri hakkında konuşan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Göz göre göre hata yapılıyor, boşuna beklenti yaratılıyor ve Kıbrıs Türkünün hem statüsüne zarar veriliyor ve zaman kaybettiriliyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir açıklamasında Rum lidere ‘Çözüm İstemiyorsun’ diye sert tepki gösteriyor. Rum liderin çözüm istemediğini biliyorsa, Sayın Cumhurbaşkanı neden görüşmeye devam ediyor? Çözüm istemediğini bildiği biriyle neden görüşüyor ve faydalı görüşme diyerek neyi görüşüyor? Bunun ciddi bir şekilde sorgulanması gerekiyor. Sayın Erhürman Rumlarla görüşerek Rumları çözüm istememe noktasından çözüm isteme noktasına getireceği iddiasıyla mı görüşüyor? Sayın Cumhurbaşkanı görevce geldiğinde 4 metodoloji ortaya koydu ve Rumların uzlaşmazlığını dünyaya kanıtlama hedefi vardı. Aradan bir yıl geçti ve Rumların uzlaşmazlığını dünyaya kanıtlayabildi mi? Rumların uzlaşmaz olduğunu herkes biliyor. Sorulması gereken soru: Rumlar neden uzlaşmıyor? Rumları uzlaşmaz yapan uluslararası toplumdur. Onları Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyor. Kıbrıslı Türklere ambargolar uygulatıyor. Bir sene zarfında Cumhurbaşkanı Erhürman, çeşitli seferler BM nezdinde ve baş başa Rum liderliği ile görüşmeler gerçekleştirdi. Rumların uzlaşmazlığı giderek artıyor. 1 Ekimde sözde Kıbrıs Cumhuriyetinin sözde kuruluş yıldönümünde Amerika, İngiltere, Fransa askerleriyle resmigeçit töreni yaptılar. Bu Rumları şımartmak ve cesaretlendirmek değil midir?” diye sordu.
“Güvenlik Konseyi kararları ve BM parametreleri orada durduğu sürece BM’nin Kıbrıs Türkünün memnun edecek bir sonuca gitmesi söz konusu değildir”
Konuşmasının devamında Ertuğruloğlu, “Sayın Erhürman Rumların uzlaşmazlığını dünyaya ispatlamak gibi bir olasılık olduğunu mu düşünüyor da gidip Rumlarla beklenti yapacak şekilde neden gidip görüşüyor? BM süreçlerinden Kıbrıslı Türklerin lehine olabilecek bir sonuç çıkması mümkün değildir. BM Güvenlik Konseyi 186 sayılı kararıyla yaptığı yanlışı düzeltme yönünde hareket etmediği sürece BM’nin hiçbir organının Kıbrıslı Türkleri mutlu edecek bir noktaya Kıbrıs meselesini götürme olasılığı söz konusu bile değildir. BM Genel Sekreteri istediği kadar iyi niyetli olsun sonuçta bu kişilerin de elini ayağını bağlayan Güvenlik Konseyi kararları ve BM parametreleri vardır. Bunlar orada durduğu sürece BM’nin Kıbrıs Türkünün memnun edecek bir sonuca gitmesi söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
“Anavatanımızla adım adım devam etme kararlılığımızı dünyaya gösterelim. Başka izlenecek yol yoktur”
New York’ta BM Genel Kurulu ve oradaki temaslarını değerlendiren Ertuğruloğlu, “Gayet güzel bir çalışma yaptık. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın orada yaptığı konuşma bizim için bayram niteliğindeydi. Son derece mutlu olduk. Daha da kararlı ve inançlı bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Orada gerek BM temsilcileri, gerek İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri, çeşitli ülkelerin dışişleri bakanları ile yaptığımız temaslar gayet olumlu geçti. Kıbrıs Türklerinin ulusal davası uzun soluklu bir mücadeledir. Bu temasların neticesini hemen görmeyeceğiz. Ancak uzun yıllar sonra netice alınabilecektir. 60-70 yıl uzun olarak görülebilir ve bir insan ömrüdür. Ancak devletler nezdinde çok kısa sürelerdir. Bir ulusal dava savunuculuğu yaptığımızı bilelim, karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri iyi görelim, bu mücadelede geri adım atma gibi bir lüksümüz olduğunu anlayalım ve yolumuza o kararlılıkla, Anavatanımızla adım adım devam etme kararlılığımızı dünyaya gösterelim. Başka izlenecek yol yoktur. İçimizde Türkiye’yi hazmetmeyen zihniyet, Kıbrıs Türküne fayda getiremez. Bu dünyada Kıbrıs Türkünün kendi gücüne ek tek bir güç vardır o da Türkiye’nin verdiği güçtür” dedi.
“Bu terbiyesizliğin zirvesidir”
Mülkiyet konusunda yaşanan gelişmeler hakkında konuşan Ertuğruloğlu, “AİHM’in ve AB’nin ne kadar güvenilmez ve tutarsız olduğunun en somut göstergesi TMK’nın varlığına rağmen Rumların yaptığı tutuklamalara sessiz kalmasıdır. AİHM burada ısrarla TMK yasası geçirdi ve komisyonu kurarak buranın geçerli bir iç hukuk yolu olarak belirledi. Bu komisyon Rumların başvuracağı geçerli bir yöntem olarak tanınıyor. Bu varken, Rumlar buraya başvuruyorken ve geçerli bir iç hukuk yolu çalışıyorken, Rumların tutuklamalarına neden Avrupa sesini çıkarmıyor. Böyle bir tutarsızlık olabilir mi? AB budur ve bu AB’den hak ve hukuk bekliyorlar. Bu terbiyesizliğin zirvesidir. Bu mallar yasadışı yollarla satılan mallar değildir. Burada bir devlet ve hukuk vardır. Sanki burada TMK’ya rağmen yasadışı bir iş yapılıyormuş gibi Rumların ‘İstila ve İşgal’ söylemlerine fırsat verecek tutuklamalara sessiz kalınarak AB ne yapmaya çalışıyor? AB hangi hukuk ve insan haklarını savunuyor? Avrupa’nın sorgulanması gerekirken, biz sorgulanıyoruz. Bizim insanımız Güney’de mal bırakarak geldi. Bizler eşdeğer bir sistem kurduk. Güney’deki maldan insanlarımız feragatnamesini imzaladı. Karışlığında eşdeğer mal alarak, Mülkiyet meselesini Kıbrıs Türkü bitirdi. Güney’de de TMK benzeri bir yapı kurulmadı. Ancak Rumlar benim tüm mallarım işgal altında diyor. Fakat işgal altında olmadığını kanıtlayan TMK’yı AİHM kurdurdu. Bunun izahatı yoktur. Politize edilmiş, Rumların oyuncağı olmuş AB’nin yeni bir haksızlığıdır” dedi.