Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) sorularını yanıtlayan Gökeri, arşivinde biriktirdiği fotoğraf ve bilgilerin kaybolmaması, gelecek nesillere aktarılması için bunları bir kitap haline getirdiğini belirtti.
KKTC’de görüntüleyemediği kuşları, Güney Kıbrıs ile Türkiye’ye giderek fotoğrafladığını ve bunları kitabına eklediğini anlatan Gökeri, altı ciltten oluşan kitaptaki fotoğrafların büyük çoğunluğunun kendisine ait olduğunu, eksik kalan türler için de bölgedeki diğer fotoğrafçılar ve çevrimiçi kaynaklardan fotoğraflar kullandıklarını kaydetti.
Önemli bir göç yolu üzerine bulunan Kıbrıs’ın göç eden kuşlar için Avrupa ve Afrika arasında bir köprü gibi olduğunu anlatan Gökeri, göç sırasında karşılaşılan zorluklar, değişen hava şartları, besin ile su kaynaklarının azalması, kentleşme nedeniyle yaşam alanlarının yok olması, pınarlar ile suların insanlar tarafından kendi çıkarları için kullanılması gibi faktörlerin bölgeye gelen kuşların popülasyonunu azalttığını belirtti.
-“Ben küçüklüğümden beri kuşların peşindeydim”
1961 yılında Baf’ın Poli kasabasında doğan ve ilk öğrenimini burada tamamladığını söyleyen Gökeri, 1974 Barış Harekatı’ndan sonra Güzelyurt’a gelerek Kurtuluş Lisesi’nde öğrenim gördüğünü ve Türk Öğretmen Koleji’nden mezun olduğunu kaydetti. Öğretmenliğin yanında yönetici kadrolarında da mesleğini sürdürdüğünü ifade eden Gökeri, emekli olduğunu ve hobi olarak kuş fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliği yaptığını anlattı.
Kuşlara ilgisinin küçük yaşlarda başladığını ve çocukluğundan beri kuşların peşinde olduğunu belirten Gökeri, yaz tatillerinde kuşları yakalayarak kafeslere koyup onlarla ilgilendiğini söyledi.
Bazı arkadaşları avcı olduğu için onlardan etkilenerek, kendisinin de avcı olduğunu; uzun yıllar avcılık ve 6 yıl Güzelyurt Avcılar Birliği başkanlığı yaptığını anlatan Gökeri, avcılık sayesinde bölgedeki arazileri ve av kuşlarını tanıdığını ifade etti.
-“Kıbrıs’a özgü olduğu tespit edilen 417 kuş türünün yaklaşık 330 tanesini görüntüledim”
Gökeri, avcılıktan kuş gözlemciliğine geçişini söyle anlattı:
“Avcılar Birliği Başkanlığı yaptığım dönemlerde, avlanma veya çevrenin bozulması sebebiyle kuş popülasyonunda azalma gözlemledim. Bu da ilgimi avlamaktan ziyade korumakla ilgili işlere çekti. Avcılık Federasyonu’nun toplantılarında bile kuşların lehine konuşmaya başladım. Avcılığımın son 3 yılında hiç kuş avlamadım.”
Daha sonra internet üzerinden kuş fotoğrafları gördüğünü ve kendisinin de öyle fotoğraflar çekmek istediğini söyleyen Gökeri, kuş fotoğrafçılığına önce küçük bir video kamerayla, av kuşlarını çekerek başladığını belirtti. Gökeri, bu kuşları fotoğraflarken başka kuşları fark ettiğini ve böylece kuş fotoğrafçılığına başladığını anlattı.
Kıbrıs’a özgü 417 kuş türünün tespit edildiğini ve bu türlerin yaklaşık 330 tanesini görüntülediğini kaydeden Gökeri, biriktirdiği fotoğraf ve bilgilerin kaybolmaması için bunları 6 ciltlik bir kitap haline getirdiğini ifade etti.
– “Kuş gözlemcileri genellikle belli bir noktadan, dürbünleriyle kuşları gözlemler”
Kuş gözlemcilerinin fotoğraf çekmek yerine çeşitli bölgelerde bulunan kuş türlerinin kaydını tuttuğunu, bu kayıtların tarih, bölge ve gözlemlenen kuş sayısını içerdiğini söyleyen Gökeri, Güney Kıbrıs’ta yer alan Bird Life Cyprus ile de çalışmalar ve bilgi alışverişi yaptıklarını belirtti.
Gökeri, toplanan bilgilerin değerlendirildiğini ve hem gelecek yıllar hem de gelecek nesiller için bir araştırma kaynağı olarak kullanıldığını kaydetti.
Kuş gözlemciliği ile kuş fotoğrafçılığı arasındaki en büyük farkın; kuş gözlemcilerinin genellikle grup halinde belli bir nokta seçerek, dürbünleriyle kuşları gözlemlerken, kuş fotoğrafçılarının ise kuşları çeşitli yaşam alanlarında fotoğraflayabilmek için, gizlenerek, kamufle olarak kuşlara yaklaşmak olduğunu kaydeden Gökeri, kuş gözlemcilerinin de gözlemledikleri kuşu kayıt altına almak için fotoğraf çektiğini ekledi.
-“Görüntüleyemediğim kuşları, Güney Kıbrıs ile Türkiye’ye giderek fotoğrafladım”






