A+
A-
Dünyaca ünlü futbol kulübü Barcelona’nın akademisi tarafından Kıbrıs’ın kuzeyinde düzenleneceği açıklanan ve duyurusu "Lefkoşa, Kuzey Kıbrıs" ifadesiyle yapılan "Lefkoşa Kampı", Hristodulidis yönetiminin engelleme girişimlerine neden oldu.
Hristodulidis yönetiminin söz konusu organizasyonu İspanya Hükümeti nezdinde şikayet etmesi ve etkinliği durdurmaya yönelik diplomatik adımlar atması üzerine, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman kişisel sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yaptı.
Erhürman, özellikle Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum çocukların siyasi ihtilaflar yüzünden dünya standartlarındaki olanaklardan mahrum bırakılmaması gerektiğine vurgu yaparak, sporun siyasi malzeme yapılmasına sert tepki gösterdi.
"Bir gencin üzüntüsü diğerinin sevinci olamaz"
Açıklamasında adadaki her iki toplumun gençlerine eşit ve insani bir pencereden yaklaşan Erhürman, çocukların ve gençlerin duygularının siyasi tatmin aracı yapılamayacağını şu sözlerle ifade etti:
"Bir insan olarak görüşüm çok açık. Ben, herhangi bir Kıbrıslı Türk veya Kıbrıslı Rum gencin, Kıbrıs sorunu dolayısıyla dünyanın başka ülkelerindeki gençlerin sahip olduğu olanaklardan mahrum kalmasını istemem. Bir Kıbrıslı Rum gencin böyle bir sebeple yaşayacağı üzüntü benim sevincim olamaz. Bir Kıbrıslı Türk gencin bu sebeple yaşayacağı üzüntünün herhangi bir Kıbrıslı Rum’un sevincine dönüşmesini de bir insan olarak kabullenemem."
"Kültürel ve sportif etkinlikler tanıma anlamına gelmez"
Hristodulidis yönetiminin İspanya Hükümeti nezdinde yürüttüğü girişimlerin hukuki ve mantıki temelden yoksun olduğuna işaret eden Erhürman, sportif organizasyonların bir "tanıma" unsuru taşımadığını belirtti:
"Bir hukukçu olarak da görüşüm, ülkemizde yapılacak herhangi bir organizasyonda başka ülkelerden gençlerin, sanatçıların, kulüplerin yer almasının bu ülkelerin KKTC’yi tanıdığı anlamına gelmeyeceğidir. Türkiye'de yapılacak herhangi bir organizasyonda Kıbrıslı Rum gençlerin yer almasının Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanıdığı anlamına gelmeyeceği gibi."
"İzolasyonların kaldırılması uluslararası taahhüttür"
Konunun siyasi bir zemine çekilmesini doğru bulmadığını ancak bir siyasi çerçeve çizilecekse uluslararası kararların anımsanması gerektiğini belirten Erhürman, 2004 yılından sonra Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Konseyi yetkili kurumları tarafından kayda geçirilen "Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılması gerektiği" yönündeki açıklamaları hatırlattı.
"Gençlerin güveni yoksa adada güven kurulamaz"
Müzakere masasına oturulduğu ilk andan itibaren gençlerin ve çocukların ortak sportif etkinliklerle kaynaşması gerektiğini savunduğunu anımsatan Erhürman, çocukların spor yapmasını engellemeye yönelik girişimlerin bir "zafer" olarak sunulmasını eleştirdi:
"Bu adada güven yaratılacaksa, öncelikle gençlerin birbirine güvenini sağlamak gerekir. Daha masaya oturduğumuz ilk gün, gençleri, hatta çocukları ortak spor organizasyonlarında bir araya getirelim dememin sebebi de budur. Festival iptal ettirmeyi, çocukların futbol oynamasını engelleme yönünde girişim yapmayı, benim baktığım yerden asla öyle olmasa da, diplomasiye nereden baktığınıza bağlı olarak 'diplomatik zafer' adıyla anabilirsiniz. Ama insani açıdan baktığınızda, bunun tüm insanlar ve insanlık açısından bir hezimet olduğu benim için yeterince açıktır."