Bu karamsar makale, insan nüfusunun sonsuza yaklaşacağını ve gezegenin bu yükü kaldıramayarak fiilen kendi kendini yok edeceğini iddia ediyordu.
İddianın tuhaflığı ve barındırdığı karamsar tablo, bu çalışmanın kısa sürede geniş çapta kamuoyunun dikkatini çekmesine neden oldu.
Temelindeki araştırma ve matematiksel hesaplamalar oldukça sağlam görünmesine rağmen makale, yıllar boyunca dikkatli ve sürekli bir bilimsel incelemeye tabi tutuldu.
13 KASIM 2026 TARİHİNİ İŞARET EDEN MATEMATİKSEL HESAPLAMALAR
Avusturya-Amerikalı profesör ve sibernetik uzmanı Heinz von Foerster ile öğrencileri Patricia M. Mora ve Lawrence W. Amiot, insan nüfusunun istisnai bir yapıda olduğunu savundu.
Araştırmacılara göre insan nüfusu, sadece üstel bir oranda değil, sürekli artan ve durdurulamaz bir ivmeyle büyüyebilme potansiyeline sahipti.
Bu korkutucu senaryonun mimarları, torunlarımızın torunlarının açlıktan ölmeyeceğini, bunun yerine artan nüfus nedeniyle kelimenin tam anlamıyla ezilerek can vereceklerini iddia etti.
Bu çarpıcı ifadeler, makalenin düzenli olarak alıntılanmasına ve içindeki tahminlerin oldukça doğru görünmesine yol açtı.
Ancak 1993 yılı civarına gelindiğinde, öngörülen kıyamet gününe doğru giden yolun yarısında beklenmedik bir değişim yaşandı.
Küresel nüfus artış hızı, ilk kez bu iddialı tahminlerin gerisinde kalmaya başladı ve 13 Kasım 2026 felaketinin yönü değişti.
20. yüzyılın ortalarında, küresel nüfus artışının kaynak kıtlığına ve büyük jeopolitik çatışmalara yol açma potansiyeli konusunda toplumsal endişeler giderek daha fazla artıyordu.
Bu endişelerin temelinde, nüfusun sürekli artma potansiyeline rağmen beslenme kapasitesiyle kontrol altında tutulduğunu savunan Malthusçu fikir yatıyordu.
Von Foerster ve diğer araştırmacılar ise makalelerinde, nüfus açısından bakıldığında insanların diğer canlılardan çok daha istisnai bir yapıda olabileceğini açıkça dile getirdi.
İletişim kurma ve sorunları çözmemize yardımcı olan koalisyonlar oluşturma kapasitemiz, artan nüfus yoğunluğunda iş birliği için daha fazla fırsat yaratıyordu.
Bu durum, insan sayısının sadece üstel bir oranda değil, sürekli artan bir oranda da büyümesine zemin hazırlayan en önemli faktör olarak gösterildi.
Araştırmacılar, son 2 bin yıla yayılan dünya nüfusuna ilişkin 24 farklı tahmini kullanarak, insan sayısının aslında tarih boyunca sürekli olarak beklentileri aştığını kanıtladılar.
13 KASIM 2026 FELAKETİNİ ÖNLEYEN BÜYÜK DÜŞÜŞ
Söz konusu tarihi rakamları geleceğe yansıtarak hesaplamalar yapan von Foerster ve çalışma arkadaşları, sürekli artan büyüme sayesinde sayıların sonsuza yaklaşacağını öngördü.





