Lefkoşa 20°USD49,96 ₺▲EUR55,81 ₺▼GBP67,01 ₺▲GRAM ALTIN6.222,90 ₺ Nöbetçi Eczaneler
SON DAKİKA

Avcılık ve çözüm!

Seçim dönemindeyiz ya, basın toplantısı veya partilerin herhangi bir davetini kaçırmamaya özen gösteririm…-*-*-Hangi parti olursa olsun!-*-*-Cumartesi...

4 dakika okumaHaber: Serhat İncirli
Paylaş
Avcılık ve çözüm!

Hangi parti olursa olsun!

-*-*-

Cumartesi akşamı, TAM Parti’den bir arkadaş aradı, “abi yarın genel başkanımız Serdar Denktaş basın toplantısı düzenleyecek, bekleriz” dedi…

-*-*-

“Yarın Pazar” dedim!

-*-*-

“Biliyorum abi ama acil bir durum hasıl oldu, genel başkan bunu basınla paylaşmak istiyor” diye ekledi!

-*-*-

Dedim ki; “yarın gelebilmem imkansız – Pazarlarım tamamen rezerve - çünkü av başlıyor!”…

-*-*-

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bu işi sıkı tutuyor… 
Belli!

-*-*-

TAM Parti’nin LAÇ Belediye Meclisi adaylarını “cinsiyet kotası hesaplama hatasından”; YDP’nin Lefkoşa Belediye Başkan adayını ise “dört dakika gecikmeden” dolayı “kırmızı kartla” cezalandırdılar!

-*-*-

Bir hukukçu kardeşimle konuştum; “… YSK bu işi sıkı tutuyor, UBP aday belirleme kurultayı da YSK denetiminde yapıldı, dedikodulara pek güvenmiyorum” dedi…

-*-*-

Neyse!

-*-*-

Seçim heyecanı elbette olacak!

-*-*-

Ama av heyecanı gibi değil be canım!

-*-*-

Avcılık ne tek başına bir spor ya da hobidir ne de bazılarına göre “vahşet!”

-*-*-

Avcılık, Kıbrıs’ta dil, din, ırk, etnik köken ayrımı gözetmeksizin, ortak bir yaşam tarzıdır, Türk – Rum ortak kültürüdür ve her iki toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan en güçlü ortak gelenektir!

-*-*-

Kıbrıslı Türk ve Rumların en çok mutlu olduğu veya olabildiği nokta bir yemek masasıdır bir de av!

-*-*-

Kıbrıs'ta avcılık, yalnızca tüfek alıp ovaya - dağa çıkmak değildir… 

-*-*-

Önce dev gibi bir ekonomidir… 
Ki siyasi partiler, bu avcılık ya da avlanma ruhsatları konusunda artık dijitalleşmeye ağırlık vermelidir… 

-*-*-

Hala, av ruhsatı almak için avcıların analarından emdiği süt burunlarından gelebiliyor… 
Kolaylaştırın, elbette parasını alın!

-*-*-

Kıbrıs’ta av, tarihsel, toplumsal, kültürel ve hatta insani boyutları olan belki de en güçlü gelenektir.
Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ortak geçmişinde birlikte yer alır. 

-*-*-

İki toplumun farklı dilleri, dinleri ve siyasi hikâyeleri vardır, olabilir de ama avcılıkta; avcıların doğayla kurdukları ilişkide, özellikle kırsal yaşam kültüründe kesişen noktalar çok fazladır.

-*-*-

Şunu söyleyeyim; mesela Holguin, elbette sivil toplum örgütlerinin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı koyması için çeşitli temaslar yapmaktadır ve bu günlerde bazılarını görmekteyiz… Şu iddiadayım; Holguin devreye girsin, iki tarafın liderleri ile görüşsün, Rum – Türk birlikte ava gidelim; yemin ederim ki iki hafta sonra aramızdaki dostluk seviyesi zirve yapacak!

-*-*-

Tera’da ava gittiğimi düşünemiyorum!

-*-*-

Neden mi?

-*-*-

Çünkü belki de yürümeye başladığım andan beridir, dedem ve dayımı hep “avcılıkla” hatırlarım!

-*-*-

1974 öncesinden en çok hatırladığım şey, Teralı dedemin ava olan tutkusudur!

-*-*-

Ve dedemin avlandığı Baf’ın Tera köyü ve civarında avlanmak eminim, benim gibi, Karpaz’da dedelerinin avlandığı yerlerde avlanmak isteyen çok sayıda Rum kardeşimi de aşırı mutlu edecektir… 

-*-*-

Avcılık, Kıbrıs'ta toplumlar arası kültürel ortaklıkların çok önemli ve belki de en etkili bir parçası olarak değerlendirilmelidir… 

-*-*-

Haaa avcılık, Kıbrıs’ta antik çağda bile vardı… 


-*-*-

Çeşitli kaynaklara göre, beslenme ihtiyacının karşılanmasının yanı sıra korunma, spor ve eğlence amacıyla da yapılıyordu. Arkeolojik bulgular bu geleneğin çok eski olduğunu gösteriyor. 

-*-*-

Lüzinyan ve Venedik dönemlerinde yani 1192 - 1570 yıllarını inceleyen tarihçi Nicholas Coureas, avcılığın farklı etnik, dinî ve toplumsal kesimler arasında yaygın olduğunu ortaya koydu… 

-*-*-

Coureas’ın saptamalarına göre, şahinle avcılık ve av köpekleriyle tavşan, keklik avı dönemin uygulamaları arasındaydı. 

-*-*-

Coureas da araştırmasında, avcılığın, Kıbrıs'ın farklı dinî ve etnik topluluklarını birbirinden ayıran değil, tarih boyunca ortaklaştıran kültürel faaliyetlerden biri olduğunu belirtmektedir… 

-*-*-

Avcılık ben ve benim gibiler için, belki sadece av günü yapılan beş – on kilometrelik yürüyüş ve akabinde kurulan alkollü sofrasıdır… 

-*-*-

Ancak avcılık, en başta, yukarıda da belirttiğim gibi, dev gibi bir ekonomidir… 

-*-*-

Av köpeklerinin yetiştirilmesi, eğitilmesi çabasıdır… 

-*-*-

Doğayı, araziyi, bitki örtüsünü ve hayvanların davranışlarını tanımak ve hepsinden önemlisi sevmektir… 
Avcı, gerçek avcı, doğa aşığıdır… 

-*-*-

Sabahın karanlığında doğa ile baş başasınız… 
Arkadaşlık duygusu zirvede; “üstüne beeee üstüne!”
Dayanışma…
Deneyim aktarımı… 
Arkadaş bağlılığı, aile sevgisi… 
Aileden gelen bir alışkanlığı sürdürme tutkusunun verdiği huzur… 
Ve tüm bunların oluşturduğu, enfes bir yaşam kültürü.


-*-*-

Elbette “avcılık”; doğanın sınırsız tüketilmesini savunmak anlamına gelmemektedir ki buna da vurgu yapmak şart… 

-*-*-

Tekrar ediyorum, “Madam Holguin, avcılık, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumlarının ortak kültürel hafızasını konuşmak için ilginç bir başlangıç noktası olabilir…”

-*-*-

Ve dün sabah… 
Gönyeli’de sabah dörtte kalktım… 
Lefkoşa – Kermiya bölgesinden, çok sevdiğim bir arkadaşımı aldım… 
Sadece ikimiz…

-*-*-

Göçmenköy’de fırından sımsıcak hellimli – zeytinli bullamızı aldık… 
Yolda birer parça yedik…

-*-*-

Sohbetimizi yaptık…

-*-*-

Elye – Angolem arasında bir yere gittik… 

-*-*-

Güneşin doğuşunu izledik… 

-*-*-

Üç beş fişek attık; vuramadık… 

-*-*-

Doğa enfes… 
Hava mükemmel…
Kardeşlik, sohbet, yeme – içme cabası… 
Telefonlar akşama kadar susmadı, herkes hikayesini anlattı… 
Genelde, “eskisi gibi değil, keklik az” dendi ama olsun!
ff532449-52ae-4cc6-b3cd-de02f5c5c687.jpeg

Bu yazı toplam 93 defa okunmuştur.

Bu habere tepkiniz?

Paylaş

Yorumlar

İlgili Haberler