Ataoğlu, kültür ve sanat etkinliklerinin halklar arasında köprü kuran evrensel organizasyonlar olduğunu belirterek, bu tür etkinliklerin siyasi hesaplaşmalara malzeme yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Girne Kalesi, yüzyıllardır bu toprakların tarihine tanıklık eden önemli bir kültür mirasıdır. Böylesine önemli bir mekânda, uluslararası ölçekte tanınan bir festivalin düzenlenecek olması ülkemizin turizm, kültür ve sanat alanındaki görünürlüğüne önemli katkılar sağlayacaktır” diyen Ataoğlu, festivalin engellenmeye çalışılmasının kültürel bir hassasiyetten değil, Kıbrıs Türk halkının uluslararası alandaki varlığından duyulan rahatsızlıktan kaynaklandığını ifade etti.
Ataoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Ne yazık ki Kıbrıs Rum liderliği ve onu destekleyen bazı çevreler, Kıbrıs Türk halkını uluslararası platformlardan dışlama anlayışını bugün de sürdürmektedir. Spor etkinliklerinden kültürel faaliyetlere kadar her alanda karşımıza çıkan bu zihniyet, iki halk arasında güven ve iş birliği oluşturmak yerine ayrılıkları derinleştirmektedir.
Bir müzik festivalinden dahi rahatsızlık duyulması, kültüre veya tarihe duyulan hassasiyetle açıklanamaz. Bu yaklaşım, Kıbrıs Türk halkının kendi ülkesinde uluslararası etkinlikler düzenleme hakkını dahi kabullenemeyen eski ve değişmeyen bir zihniyetin yansımasıdır.”
Rum tarafının sıkça dile getirdiği “işgal altındaki bölgelerde etkinlik düzenleniyor” söylemine de değinen Ataoğlu, bu ifadelerin siyasi propaganda amacı taşıdığını belirtti.






