Aslı Murat: “Hız tespit kameralarında sorumluluk zinciri Başsavcılık tarafından incelenmeli”
İnsan hakları hukukçusu avukat Aslı Murat, Sayıştay’ın hız tespit kamera sistemine ilişkin 15 Eylül 2026 tarihli raporunun kamu kaynağı, trafik güvenliği ve hesap verebilir yönetim açısından ciddi sorunlar ortaya koyduğunu belirtti. Murat, raporda yer alan fiil ve ihmallerin polis ve Başsavcılık tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Sayıştay’ın Hukuk Dairesine gönderdiği raporun gecikmeksizin ve bütün sorumluluk zinciri gözetilerek ele alınmasını bekliyorum” dedi.
Bugün Kıbrıs
İnsan hakları hukukçusu avukat Aslı Murat, Sayıştay’ın hız tespit kamera sistemine ilişkin 15 Eylül 2026 tarihli raporunu değerlendirdi. Murat, yaklaşık 20 yıldır kullanılan ve çalışmaya devam eden eski kamera sisteminin neden değiştirildiğine ilişkin Sayıştay’ın herhangi bir rapor, inceleme veya gerekçeli karara ulaşamadığını, bu konuda yöneltilen soruların da yanıtsız kaldığını belirtti.
Eski kameralar veri toplamaya devam ederken yazılıma erişimin kapandığını ve cezaların kesilemediğini aktaran Murat, daha sonra kameraların bir bölümünün sökülerek ambarlara kaldırıldığını kaydetti. Yeni sistemde ise yazılımların entegre edilemediğini, şirketin 20 mobil kamerayı polise teslim etmediğini ve ihlallerin yine cezaya dönüşmediğini belirtti.
“ÇALIŞAN SİSTEMİ KALDIRMIŞIZ, YENİSİNİ TAM ÇALIŞTIRAMAMIŞIZ”
Murat, ortaya çıkan tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Yani çalışan sistemi kaldırmışız, yenisini tam çalıştıramamışız. Sonra da bize sistemin çalıştığı anlatılmış.”
Hız kameralarının amacının devlete gelir sağlamak değil, insanları hız yapmaktan caydırmak, kazaları önlemek ve can ile mal güvenliğini korumak olduğunu vurgulayan Murat, Sayıştay raporunda bu amacın “sekteye uğradığının” belirtildiğine işaret etti.
Raporda cezaya dönüştürülemeyen trafik ihlallerinin yaklaşık 600 milyon TL’ye ulaşabileceğinin belirtildiğini kaydeden Murat, bunun hukuken kamu zararı oluşturup oluşturmadığının yetkili makamlar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Ama hepimizin parasından söz ediyoruz ve bunun hesabının sorulmasını istemek en temel hakkımız” dedi.





