İş insanı Asım Dedezade, Gündem Kıbrıs Web TV’de Genel Yayın Yönetmeni Çiğdem Aydın’ın konuğu olarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. KKTC’deki yaşam düzeninden erken seçim tartışmalarına, Kıbrıs sorunundan Türkiye’nin politikasına, Girne’deki gemi faciasından sendikal faaliyetlere kadar birçok başlığa değinen Dedezade, ülkede değişimin ancak popülist politikalardan uzaklaşılmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.
“Halkımız KKTC’de yaşamaktan memnundur”
KKTC’de insanların mevcut yaşam düzeninden genel olarak memnun olduğunu söyeleyen Dedezade, halkın kendi istediği şekilde yaşayabildiği sürece bu memnuniyetin devam ettiğini ifade etti.
Dedezade, “Halkımızın talepleri var ve bunlar karşılandıkça memnundur. Ben köye taşındım. Köyde kim yaşarsa hem çiftçidir hem memurdur. İki iş yasağı olmasına rağmen yazları eker, biçerler; hem yaz hem kış devletten maaşlarını alırlar. Bu düzen fena değil ve insanlar bu düzenin devamını ister” dedi.
“CTP tek başına iktidar olacağım diyor ama bu düzeni kim bırakmak ister?”
CTP’nin tek başına iktidar hedefi ve erken seçim tartışmalarına da değinen Dedezade, mevcut düzenden faydalanan insanların değişim isteyip istemeyeceğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.
Dedezade, “CTP çıkıp ‘Biz tek başımıza iktidar olacağız’ diyor. Ben de kendi kendime ‘Bu düzeni kim bırakmak ister de sen iktidar olacaksın?’ diye soruyorum. Herkes seçim ister diye bir şey yok. Siz seçim dediğiniz için insanlar seçim tarihi soruyor” ifadelerini kullandı.
KKTC’deki mevcut ekonomik ve sosyal düzenin yalnızca olumsuz yönleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Dedezade, Türkiye’nin sağladığı ekonomik desteğe işaret etti.
Dedezade, “Bu düzen kötü bir düzen değil. Bu düzeni kopyalayıp yaşamak isteyen çok ülke var ancak ekonomileri buna yetmez. Onları finanse edecek bir Türkiyeleri yoktur” diye konuştu.
“Annan Planı’ndan sonra Türkiye rahatladı”
Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dedezade, 2004 yılında yapılan Annan Planı referandumunun ardından Türkiye’nin uluslararası alandaki pozisyonunun değiştiğini kaydetti.
Dedezade, “Türkiye eskiden nereye giderse önüne Kıbrıs sorunu konurdu. Ancak 2004’te Annan Planı’na Kıbrıslı Türkler ‘evet’ dedikten sonra Türkiye rahatladı. Rumların şikayetleri de dış dünya tarafından eskisi gibi ciddiye alınmıyor” dedi.
Rum tarafının zaman içerisinde uluslararası toplumdan daha fazla eleştiri alacağını ileri süren Dedezade, “Rumlar yavaş yavaş dış dünya tarafından daha fazla tenkit edilecek ve ‘Bu işin sorumlusu sensin’ denmeye başlanacak. O zaman biz de rahatlayacağız” ifadelerini kullandı.
“Türkiye bu işi kötü yönetmiyor”
Türkiye’nin Kıbrıs politikasını da değerlendiren Dedezade, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a dikkat çekerek, Türkiye’nin süreci kötü yönetmediğini düşündüğünü belirtti.
Dedezade, “Türkiye bu işi kötü yönetmiyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı kandıramazsınız. Adam MİT Başkanlığı yaptı. Böyle biriyle masaya oturduğunuzda güçlü biriyle konuştuğunuzu anlarsınız. Rumların son hareketleri bence kendilerini küçük düşürüyor” dedi.
“Her şeyden şikâyet ediyoruz ama bir ikiyüzlülük söz konusu”
KKTC’de insanların bir yandan mevcut sistemden şikâyet ederken diğer yandan bu sistemin sağladığı imkanlardan yararlanmaya devam ettiğini kaydeden Dedezade, toplumda bu konuda bir çelişki bulunduğunu söyledi.
“Gemi felaketinde bir fırsat görülüyor ve kullanılıyor”
Girne’de yaşanan gemi faciasının ardından yapılan açıklamalar ve hükümete yönelik eleştiriler hakkında da konuşan Dedezade, yaşanan bir felaket üzerinden siyasi veya toplumsal fırsat oluşturulmasını eleştirdi.
Dedezade, “Girne’de gemi felaketi yaşanıyor; sendika hükümetten, devletten şikâyet ediyor. Burada bir fırsat var ve bu fırsat kullanılıyor” dedi.
“Mecliste yaşananlar demokrasi değil, voyvodalıktır”
Yaklaşık üç ay önce Cumhuriyet Meclisi önünde gerçekleştirilen eylemlere de değinen Dedezade, eylemler sırasında polis barikatlarının aşılmasını sert sözlerle eleştirdi.
Dedezade, “Bundan üç ay önce Meclis önünde eylemler oldu. Polis barikatları yıkıldı, Meclis’e girildi. Bu voyvodalıktır, böyle demokrasi olmaz. Bazı basın organları da bunu zafer olarak yorumladı” diye konuştu.
Polisin olaylar sırasındaki konumuna da değinen Dedezade, polis mensuplarının müdahale etmemesi yönündeki tutumun teşkilatın prestijine zarar verdiğini savundu.
“PGM Müdürü olsaydım istifayı düşünürdüm”
Dedezade, “Polis Meclis binasının dışında sıralı şekilde duruyor ve hiçbir hareket yapmıyor. Ben Polis Genel Müdürü olsaydım istifayı düşünürdüm. Benden polisimi oraya getirmemi istiyorsun, ardından talimat geliyor ve ‘Polis kımıldamasın’ deniyor. Böyle bir durumda benim polisimin prestijini aşağı çekiyorsun” ifadelerini kullandı.
Polis teşkilatına yönelik yaklaşımın kendisini kişisel olarak da rahatsız ettiğini söyleyen Dedezade, “Benim şahsen gücüme gitti çünkü o benim polisimdir. Benim polisimi aşağılayamazsın” dedi.
“Ülkeyi değiştirmek istiyorsan ilk dört yıl sendikal faaliyetler yasaklanacak”
Ülkede köklü bir değişim yapılabilmesi için sendikal faaliyetlere ilişkin radikal adımlar atılması gerektiğini savunan Dedezade, Türkiye’nin eski başbakanlarından ve cumhurbaşkanlarından Turgut Özal dönemini örnek gösterdi.
Dedezade, “Ülkeyi değiştirmek istiyorsan ilk dört yıl sendikal faaliyetler yasaklanacak. Türkiye’de Turgut Özal bunu yapmıştır. ‘Demokrasinin ayarlarını organize edeceğim, tamamladığımda yeniden sendikal faaliyetlere başlayabilirsiniz’ dedi. Bizde ise hiç şans yok” ifadelerini kullandı.
“Beş yıl boyunca popülist davranmak zorunda değilsiniz”
Seçimlerin ardından hükümetlerin önlerinde bulunan görev süresini reform yapmak için kullanmaları gerektiğini belirten Dedezade, beş yıllık bir dönemin siyasi iktidarlara popülist davranmadan hareket edebilme imkânı sunduğunu söyledi.
İktidarların özellikle görev sürelerinin ilk yıllarında zor ancak gerekli kararları alabileceğini savunan Dedezade, seçimlere yaklaşıldığında ise ekonomik rahatlamaya yönelik politikaların uygulanabileceğini ifade etti.
Dedezade, KKTC’de seçimlerin tek başına değişim yaratmaya yetmediğini savunarak sözlerini, “Bizde seçim kazanılır ama hiçbir şey değişmez” ifadeleriyle tamamladı.
Gemi faciası…“Arıklı doğru düşünemedi, doğru yönetmedi, doğru konuşmadı”
İş insanı Asım Dedezade, Girne’de yaşanan gemi faciasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, olayı duyduğunda büyük üzüntü yaşadığını, olayın kendisinde korku da yarattığını söyledi.
Dedezade, “Duyduğumda çok üzüldüm, sonra korkmaya başladım. Çünkü üç hafta önce ben de o yolu yaptım. Aynı gemiyle değildi ancak bu gemiyi biliyorum, daha önce de duymuştum. Girne Limanı’nda tamirat yapan, şimdi vefat etmiş bir arkadaşım vardı. Yaklaşık iki yıl önce bana bu gemiden bahsetmişti” ifadelerini kullandı.
“Ünal Üstel süreci çok iyi yönetti”
Facianın ardından Başbakan Ünal Üstel’in ortaya koyduğu yönetimin halkın beklentileriyle örtüştüğünü kaydeden Dedezade, özellikle ilk günlerde yürütülen süreci başarılı bulduğunu kaydetti.
“Helikopter neden insanların üzerinde dolanıyordu?”
Kurtarma çalışmalarının bazı noktalarına ilişkin soru işaretleri bulunduğunu da belirten Dedezade, geminin üzerinde kurtarılmayı bekleyen insanların bulunduğu sırada helikopterin konumunu sorguladığını söyledi.






