Yürüyüşlerimi ve bisiklet sürüşlerimi hiç etkilemedi…
-*-*-
Cuma akşamı “alkol” denen “keyfi” veya “sersemliği” hem biraz ağır kaçırdım hem de karıştırdım!
-*-*-
Asla karıştırmam ve hep aynı marka viskiyi içerim!
Ancak o akşam “şeytana” uymuş olabilirim!
-*-*-
Cumartesi, Pazar felek biraz şaştı!
Normalde yürüdüğüm mesafenin yarısını yürüyebildim!
-*-*-
Pazar günü neredeyse oturduğum yerden kalkamadım…
Ve beldeki ağrılar da arttıkça arttı…
-*-*-
Derken pazartesi sabah 5’te kalktım, kahvemi içtim, yulafımı yedim, TV programına gittim ki beldeki ağrı zirvede!
-*-*-
O ağrıyla programı bitirdim…
-*-*-
Programın sonlarına doğru, bir yandan konuğum KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş hocayı dinliyorum bir yandan da vücudumda hızla çoğalan kırmızı noktaları fark ediyorum…
-*-*-
Eve geldim!
-*-*-
Çok sevgili bir doktorumuz var…
Aile…
O’nu aradım, gittik…
Kan testi dedi…
Yaptık…
-*-*-
Öğle yattım…
İki saat uyudum…
Pestil…
-*-*-
Uyandım; diyetime uygun bir şeyler yedim…
Suyumu içtim…
-*-*-
Bir miktar kendime geldim…
-*-*-
Bu satırları, yataktan kalkamadan yazmaya çalışıyorum…
-*-*-
Cuma akşamı felek şaştıktan sonra, daha önce diyetisyenimin de defalarca uyardığı şeyin olmuş olma olasılığı var!
O da alkolden ve yanında yediklerinizden dolayı şekerin bir anda çok yükselmesi, sonra yeniden düşmesi ki ciddi bir “tehlike!”
-*-*-
Üç aylık şekere de bakacağız!
-*-*-
Bu arada bugün neler yazacağımla ilgili notlar almıştım…
-*-*-
Mesela “incirin tanesi 30 TL” diye!
-*-*-
Dünkü Avrupa’da ön sayfa haberiydi…
-*-*-
İnciri çok severim ama şekeri artırdığı için neredeyse hiç yemiyorum!
-*-*-
İncir, çocukluğumdur!
Hatta soyadımdır yahu!
İncir tüketmeyi kestim, o beytambal alkolü kesemedim!
-*-*-
Bir not daha almıştım…
Babamla ilgili…
-*-*-
Babamın çok ilginç felsefeleri vardı!
-*-*-
Mesela hayatında hiç camiye gitmedi; “inananlar ve günahı olanlar gitsin” derdi; gidenlere de hiçbir saygısızlığı yoktu…
-*-*-
Babam “reklam yapar gibi olmayalım” ama 72 sene sigara içti!
Bir bira bile içemezdi!
-*-*-
84 yaşında öldü!
Ciğerleri sapasağlamdı!
-*-*-
Derdi ki, “sigara öldürür veya öldürmez, bilim insanları tartışsın ama alkol delirtir, içmeyin ya da adabıyla için!”…
-*-*-
Bana her ay ve her yılbaşı, aynı marka viskinin farklı renklerinden almayı ihmal etmezdi!
-*-*-
Öğretmendi…
Ders yılımız başladı ya!
-*-*-
Sorunları konuşuyoruz yazıyoruz!
-*-*-
Ciddi sıkıntılar var!
Maddi olanlar aşılır bence ama manevi sıkıntı çok büyük!
-*-*-
Türkiye’deki bağnaz – dinci eğitim bence Kıbrıs Türk toplumunun Atatürkçü yapısı için ciddi tehdittir mesela!
-*-*-
Burak Maviş, bu konuda öğretmene çok güveniyor!
Ben de güveniyorum ama “endişem yok” demiyorum!
-*-*-
Özel dersler, kolejler, özel okullar tartışması da çok acı…
-*-*-
Babamın zamanında özel ders veren öğretmen yoktu ya da bir elin birkaç parmağı kadardı ama sonraki yıllarda özel dersler arttığında, yaptığı yorum şöyleydi:
“… Sınıfta öğretemeyen öğretmen evde nasıl öğretsin? Demek ki bu işin içinde bir aldatma ve daha da acısı para konusu var”…
-*-*-
Babama göre, doğru veya yanlış, öğretmenin amacı para kazanmak olmamalıydı!
-*-*-
Neyse!
-*-*-
Alkolü bir süre ağzıma koymayacağım!
-*-*-
Korktum!
-*-*-
Dikkat etmek şart!
-*-*-
Ve yarın yani 17’sinde 59 yaşında olacağım; artık eğitimdi, sağlıktı, ulaşımdı, Kıbrıs meselesiydi, ekonomik sıkıntılardı, oydu, buydu diyerek “stres” yapmayacağım!
-*-*-
Stres konusunda da gerçek bir filozof olan annemin babasının ünlü bir sözü vardı; “göyvert gitsin re moromu!”
-*-*-
Koptuğu yerde kalmasın!
Canım kıymetlidir!
“Göyverttim gitsin dedeciğim”, bakalım ne olacak!
KKTC’de hayvana şiddet de çok yaygın değil mi?
Lapta’da 31 yaşındaki bir kadın, sosyal medyada bir ilan verdi!
Reklam da diyebiliriz!
-*-*-
Reklam şöyle: Satılık şeker planörü! Hayatımda hiç duymamıştım!
-*-*-
Meğer, “Sugar Glider” de denilen ve yaşam alanları Avustralya olan bu hayvancıkların ülkemizde satışı yasakmış!
-*-*-
6 şeker planörü polis tarafından ele geçirilerek Taşkent Doğa Parkı’na teslim edilmiş, 2 kişi tutuklanmış!
-*-*-
Bu sadece şeker planörleri için mi geçerli bir kanun?
-*-*-
Başka egzotik hayvanlar ve hatta bazı köpek cinslerinin Kıbrıs’taki iklimde yaşaması veya tutulması “hayvana şiddet”e girmez mi?
-*-*-
Kadınlarımız, çocuklarımız, yaşlılarımız için hiçbir koruma tedbiri alamıyoruz; ne yazık ki hayvancıklar da korumasız!
-*-*-
“Alın size acı bir KKTC gerçeği daha” diyeceğim; demiyorum!
Usandım!
-*-*-
Bu arada çok merak ediyorum, şimdi bu hayvancıklar Taşkent’teki Doğa Park’ta mı tutulacak?
-*-*-
Bilmediğim için soruyorum; evde beslenmeleri yasaksa, Doğa Park’ta tutulmaları serbest mi?
İklim uygun mu mesela?

Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.