Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) ekonomiyi canlandırmak amacıyla hayata geçirilen 2026 Faiz Destekli Kredi Programı'nın, seçim sürecine denk gelmesi nedeniyle "Seçim ve Halkoylaması Yasası"nın 80. maddesi kapsamında hukuki tartışma yaratması bekleniyor.

Başbakanlık ve Kıbrıs Türk Girişim ve Geliştirme Ajansı (KEGA) iş birliğiyle hazırlanan program kapsamında, esnaf ve hizmet sektörüne 500 bin TL, turizm sektörüne 2 milyon TL ve tarım sektörüne 600 bin TL'ye kadar kredi imkanı sunuluyor.
Toplam 109.8 milyon TL'lik faiz desteğinin sağlanacağı programda, bankaların yıllık %40 olan faiz oranının %20'lik kısmı "Faiz Farkı Fonu" tarafından karşılanacak. Kredilerin 36 ay vade ile Halkbank ve Ziraat Bankası aracılığıyla kullandırılması planlanıyor.
SEÇİM YASAKLARI VE "KAMU KAYNAĞI" TARTIŞMASI
Programın takvimi, seçim dönemine denk gelmesi nedeniyle akıllara "Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 80. maddesini" getiriyor.
İlgili yasa maddesi, "seçimin başlangıç tarihinden seçim sonuçlarının ilanına kadar devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri, yerel kuruluşlar ve diğer kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşların kaynaklarıyla" açılış ve temel atma törenleri yapılmasını ve kamu kaynaklarının kullanılmasını yasaklıyor.
Bu noktada en kritik soru ise şu; Faiz sübvansiyonu bir kamu kaynağı kullanımı mıdır?
Program, vatandaşa doğrudan nakit bir kamu kaynağı aktarımı yapmıyor gibi görünse de, banka faizinin yarısının devlet tarafından "Faiz Farkı Fonu" üzerinden sübvanse edilmesi, dolaylı bir kamu kaynağı kullanımı anlamına geliyor.
YASADAKİ "ÜÇ GÜN" KURALI VE MECLİS DENETİMİ
Programın takvimi seçim dönemine denk gelirken, Seçim ve Halkoylaması Yasası'nın 80. maddesi, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin önemli bir istisna ve denetim mekanizması barındırıyor. Yasaya göre, "Kamu kaynaklarını kredi olarak kullanan bankalar ile KKTC Merkez Bankası, seçim süresince verdikleri kredileri en geç üç gün içinde Cumhuriyet Meclisi’nin bilgisine sunacak."
Bu kural, seçim döneminde kamu kaynağı kullanan kredilerin tamamen yasaklanmadığını, ancak şeffaf bir şekilde Meclis denetimine tabi tutulduğunu gösteriyor. Bu durum, 2026 Faiz Destekli Kredi Programı'nın hukuki zeminini güçlendirse de, faiz sübvansiyonunun doğrudan bir "kamu kaynağı" sayılıp sayılmayacağı sorusu halen havada.
Yine bazı uzmanlar, eğer faiz desteği bir kamu kaynağı olarak kabul edilirse, bu durumda sadece 3 günlük raporlama yükümlülüğünün değil, aynı zamanda genel seçim yasaklarının da geçerli olabileceğini vurguluyor.
YASADAKİ BOŞLUK VE YSK'NIN ROLÜ
Yasa metninde "kamu kaynağı"nın sınırlarının net olarak çizilmemiş olması, bir hukuki boşluk yaratıyor.
Bu boşluğun doldurulması ve faiz sübvansiyonunun seçim yasakları kapsamına girip girmediğinin netleştirilmesi için top, öncelikli olarak Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) atılmış durumda.
Bazı hukukçular, YSK'nın konuyla ilgili bir görüş açıklaması veya karar vermesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, 12 Ekim'de başlayacak başvuruların gölgesinde yürütülecek programın, seçim sonuçlarının ilanına kadar ciddi bir meşruiyet krizine yol açabileceği belirtiliyor.